fıkraoku.com

ANA SAYFA > Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca Fıkraları

Berber Çırağı

Nasreddin Hoca tıraş olmak için berbere gider. Berber koltuğuna oturduktan bir süre sonra ustanın dükkanda olmadığını anlar. Onun yerine, yardımcısı olan berber çırağı bakmaktadır. Ama artık iş işten de geçmiştir. Çünkü berber çırağı çoktan Hocayı tıraş etmeye başlamıştır. Çırağın tıraş ederken ki hareketleri, beceriksizliği Hocanın keyfini kaçırır.

Tam bu sırada tıraş olduğu berberin yan tarafında bulunan dükkandan korkunç bir ses duyulmuş. Sanki komşu dükkânda bir öküz böğürüyor.

Nasreddin Hoca berber çırağına merakla sormuş:
─ Bu acayip ses nedir ?

Berber çırağı cevap vermiş:
─ Önemli bir şey değil Hoca efendi, yan komşumuz nalbant, galiba öküze nal çakıyor olmalı.

Bunu duyan Nasreddin Hoca berber çırağına şöyle der:
─ Öyle mi ? Ben de birisini tıraş ediyorlar sandım.

 

fıkraoku.com ekledi, 203 kez okundu.

Ben Sandım

Nasreddin Hoca bir gün yolda giderken bir adamla karşılaşmış. Adamla sohbet etmeye başlamışlar. Bir saat havadan sudan konuştuktan sonra Hoca:

– Kusura bakma arkadaş. Ben seni tanıyamadım, adın neydi?, diye sormuş.

Adamcağız çok şaşırmış:

– Madem ki beni tanımadın, neden benimle bir saattir sohbet ediyorsun? demiş.

Nasreddin Hoca:

– Kıyafetlerin benimkine çok benziyordu. Ben de seni ben sandım, demiş.

 

fıkraoku.com ekledi, 192 kez okundu.

Gözlüğüm Nerede

Nasrettin Hoca bir gece aniden uyanır: "Hanım çabuk kalk gözlüğüm nerede?" diye sorar.
Hanımı uykulu uykulu: "Hoca gece yarısı niçin gözlük arıyorsun?" der.
Hoca: "Ne demek niçin, tabiki daha iyi rüya görmek için" der.

 

fıkracı ekledi, 1055 kez okundu.

Dediğim Doğruymuş

Dediğim DoğruymuşNasrettin Hoca bir gün öğle uykusundayken dışarıda oynayan çocukların gürültüsünden rahatsız olur ve bu sesten kurtulmak için çocukların yanına gidip şöyle der:
-Köyün öteki ucunda bir evde düğün varmış, kapıyı çakan herkese helva, lokum dağıtıyorlarmış.
Bunu duyan çocuklar koşa koşa uzaklaşmışlar. Aradan bir süre geçmesine rağmen gelmemişler.
Çocukların dönmediğini fark eden Hoca kendi kendine:
-Bende gitsem iyi olacak, meğer dediğim doğruymuş, der.

 

Hümeyra BAŞ ekledi, 688 kez okundu.

Sultanın Daveti

Anadolu Selçuklu Sultanı, Nasreddin Hocanın şaka yapmayı ve kendisine şaka yapılmasını sevdiğini bildiği için, Hocaya şaka yapmaya karar vermiş. Nasreddin Hoca için bir ziyafet hazırlatıp Hocayı Konya’ya davet etmiş. Hoca da Sultanı kırmayıp davetini kabul etmiş.

Nasreddin Hoca Konya’ya geldiğinde, kendisini Sultanın vezirlerden birisi karşılamış. Önce şehri gezip önemli yerlerini görmüşler. Akşam olunca da Sultanın sofrasına oturmuşlar. Sofraya ilk önce çorba gelmiş. Anadolu Selçuklu Sultanı çorbadan bir kaşık almış ve hizmetkarlara bağırmış :
─ Bu ne biçim çorba, tuzu yok bunun, kaldırın bunu çabuk!

Hoca çorbanın tadına bile bakamadan çorbalar kaldırılmış sofradan. Hemen ardından kuzu çevirme gelmiş sofraya. Anadolu Selçuklu Sultanı kuzu çevirmenin tadına bakar bakmaz hizmetkarlara bağırmış:
─ Bu ne biçim kuzu çevirme, doğru dürüst pişirilmemiş, kaldırın bunu çabuk! Nerede o aşçıbaşı, böyle yemek mi yapılır ?

Hoca kuzu çevirmeden bir lokma alamadan o da kaldırılmış sofradan. Hemen ardından hizmetkarlar pilav getiriyorlarmış. Bakmış Nasreddin Hoca her yemeğe bir bahane bulunup gönderiliyor, bu gidişle aç kalacak, hemen hizmetkarların elindeki pilav tabaklarından birini kapmış. Hizmetkarlar diğer pilavları daha sofraya yerleştirmeden, koymuş önüne pilavı, hızla kaşıklamaya başlamış. Bunu gören Anadolu Selçuklu Sultanı gülerek Hocaya sormuş:
─ Aman Hoca efendi ne yapıyorsun?

─ Pilavın sofraya getirilmesini niye beklemedin?

Nasreddin Hoca cevap vermiş:
─ Sultanım, aşçıbaşı sizin olsun, bari pilavı bağışlayın.

 

semih ekledi, 123 kez okundu.

Suyunun Suyu

Yakın köylerden birinde oturan ve Nasreddin Hocanın arkadaşı olan bir adam, Nasreddin Hocayı ziyaret eder. Adam gelirken yanında, Hocaya hediye olarak bir tavuk getirir. Hoca da konuğunu güzel bir şekilde ağırlar. Getirdiği tavuğu pişittirip pilav ile birlikte ikram eder.

Birkaç gün sonra hiç tanımadığı bir adam Nasreddin Hocayı ziyarete eder. Hoca adamı tanımasa da buyur eder.

Adam Hocaya:
─ Hoca efendi, ben geçenlerde tavuk getiren adamın komşusuyum.

─ Aynı köyden geldim.

Deyince Nasreddin Hoca, hediye edilen tavuğun suyuyla güzel bir çorba hazırlatır ve adama ikram eder.

Çorbalarını içerlerken Hoca adama şöyle der :

─ Afiyet olsun.

─ Bizim hanım bu çorbayı senin köylünün getirdiği tavuğun suyu ile pişirdi.

Aradan yine birkaç gün geçtikten sonra, aynı köyden Hocanın hiç tanımadığı iki adam birden gelir Nasreddin Hocanın ziyaretine.

Adamlar Hocaya :

─ Hoca efendi, biz geçenlerde tavuk getiren adamın komşularıyız.

─ Aynı köyden geldik.

Demesinler mi? Bu duruma çok sinirlenen Hoca hiç bozuntuya vermeden önlerine bir tas sıcak su koyar.

Sıcak suyu gören adamlar şaşkınlıkla Hocaya sorarlar :

─ Bu ne şimdi Hoca efendi?!

Nasreddin Hoca gayet sakin bir şekilde cevap verir:

─ Sizin köylünüzün getirdiği tavuğu pişirip kendisine ikram ettik.

─ Birkaç gün sonra da bize misafir gelen başka bir köylünüze o tavuğun suyuyla çorba pişirdik.

─ Size de tavuğun suyunun suyu kaldı.

─ İçin afiyetle.

 

fıkraoku.com ekledi, 129 kez okundu.

Tarhana Çorbası

Bir gün Nasreddin Hocanın canı sıcak bir tarhana çorbası çeker. Mutfağa gidip tencerelerin kapaklarını tek tek açıp bakar, hiçbirinde tarhana çorbası yoktur.

Nasreddin Hoca da dumanı üstünde tüten, kokusu etrafa yayılan, lezzetli bir tarhana çorbası hayal etmeye başlar. Çorbanın kendisi olmasa da kurduğu hayalden keyif alır Hoca.

Hoca efendi tam tarhana çorbasının hayaliyle kendini avuturken birdenbire evinin kapısı çalınır. Kapıyı açtığında komşusunun oğlunu görür karşısında.

Komşusunun oğlu, Nasreddin Hocaya titrek bir sesle:
─ Hocam, annem çok hasta, evde yatıyor.

─ O yüzden hiç yemek yapamadı.

─ Varsa bir tas çorba verebilir misin bize?

Deyince Nasreddin Hoca komşusunun oğluna üzgün bir şekilde cevap verir:
─ Ah oğlum, keşke olsa da iki tas çorba verseydim, ama evde hiç çorba yok.

Hoca, komşunun oğlunu uğurlayıp evin kapısını kapatır. Sonra da kendi kendine söylenmeye başlar:

─ Pes doğrusu! Şu bizim komşular da amma yaptılar şimdi, hayalimdeki çorbanın bile kokusunu alıyorlar, hayalimdeki çorbayı bile istiyorlar.

 

fıkraoku.com ekledi, 233 kez okundu.

Neden Ağlıyorsun?

Neden Ağlıyorsun?Nasrettin Hoca, bir gün zengin bir adamın cenazesinde hem tabutun yanında yürüyor hem de sesli sesli ağlıyormuş. Cenazeye katılanlardan biri onu teselli etmek için yaklaşmış.
- Merhum akraban mıydı?
Hoca cevap vermiş:
- Yok akrabam değildi, ben de ondan ağlıyorum ya!

 

fıkraoku.com ekledi, 7206 kez okundu.

Ne Günahı!

Ne Günahı!Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nın gözleri susuzluktan afallamış.
Dayanamayıp bir çeşmeye çaktırmadan yanaşmış. Tam suyunu içerken,
bir köylü görmüş Hocayı:
- Aman hoca, günah değil midir bu yaptığın!
- Yıkıl karşımdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem; ne günahı...

 

fıkraoku.com ekledi, 3317 kez okundu.

Bir Fıkra Ekleyin

Fıkra Başlığı

Fıkra

Ekleyen:

Nasrettin Hoca Fıkraları Kategorisinde Toplam 353 Fıkra Kayıtlı.