fıkraoku.com

ANA SAYFA > Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca Fıkraları

Suyunun Suyu - Ekmek Ve Kar

Suyunun Suyu
Günün birinde komşu köyden Ahmet adında biri elinde hediye bir tavukla çıkagelir ve o akşam Hocanın evinde misafir olur. Bir hafta sonra Ahmet'in arkadaşı olduğunu söyleyen bir başka kişi yine gelir ve Hoca onu da evinde bir gece en güzel şekilde ağırlar. Bir zaman sonra Ahmet'in arkadaşının arkadaşı olduğunu söyleyen biri daha gelir, Hoca onu da sofraya oturtur ve önüne bir kase sıcak su koyar. Bu işe şaşan adama Hoca tebessümle:
- "Bu Ahmet'in tavuğunun suyunun suyu" der.

Ekmek ve Kar
Kahvede bir masa sohbetinde yeni yemekler bulma fikri ortaya atıldı. Hoca bunu sonuna kadar dikkatlice dinledi ve gayri ihtiyari:
- "Ben de bir defa kar ile ekmek yemeğini hazırlamıştım, ama o benim bile hoşuma gitmedi", demiş.

 

fıkraoku.com ekledi, 486 kez okundu.

Bulmak Zevki

Hoca yine bir gün merkebi(eşeği)ni kaybetmiş, çarşıda bağıra bağıra:

- Benim merkebimi kim bulursa, yularıyla, semeriyle müjde olarak ona vereceğim, diyerek herkese bildirmiş.

Birisi:

- "Hoca, merkebi semeriyle, yularıyla bulana tekrar verdikten sonra, ha kaybetmişsin, ha kaybetmemişsin bir şey fark eder mi? Bundan sen ne kazanmış olacaksın!" Diye sormuş.

Hoca gülerek:

- İyi amma, ya bulmak zevkini o kadar önemsiz mi zannediyorsun...

 

fıkraoku.com ekledi, 492 kez okundu.

Sen De Haklısın

Kadılık yaptığı sırada Nasrettin Hoca'ya bir adam gelip başından geçen bir olayı anlatmış. Giderken sormuş:

- "Haklı değil miyim hocam?" Hoca:

- "Haklısın" demiş. Biraz sonra başka biri gelmiş aynı olayı kendi yorumuna göre anlatmış. Sonra sormuş:

- "Haklı değil miyim hocam?" Hoca:

- "Haklısın" demiş. Adam gittikten sonra hanımı içerden seslenmiş: Efendi ikisine de haklısın dedin, birisi haksız olmalı değil mi? dediğinde; Hoca:

- "Sen de haklısın hanım" ,demiş. :))))

 

ayşe nur ekledi, 454 kez okundu.

Böyle Olmalı

Hoca kıyı boyunca uzun bir yolculuk yapmaktadır. Fakat gel gör ki bu sıcak havada suyu da bitince susuzluktan dudakları bile kurumuştur. Ne kadar kendini sıksa da susuzluğa dayanamaz ve biraz olsun belki susuzluğumu dindirir diye deniz suyundan içmeye karar verir. Ama nerede! Susuzluğunu dindirmesi bir yana Hoca tuzlu suyu içince içi bir kat daha yanar. Yola bir miktar devam edince bir tatlı su birikintisine rast gelir ve kana kana içer. Sonrada kavuğunu çıkararak içine su doldurur ve kendinden emin adımlarla denizin kıyısına gelir ve kavuğundakini denize doğru savurarak:

- "Bırak kabarmayı, dalgalanıp köpürmeyi su dediğin böyle olur."

 

dersimiz.com ekledi, 472 kez okundu.

Tilkinin Cezası

Günün birinde Nasrettin Hoca komşu köye gitmiş. Köye geldiğinde büyük bir heyecan varmış. Köylüler ona bir tilkinin bir çok tavuğu, kazı, ördeği ve hindiyi yediğini anlatmışlar. Köylüler tilkiyi yakalamış, intikam almak için de hayvanı basit bir şekilde değil, aksine işkence yaparak öldürmek istemişler. Hocaya sormuşlar:

- Hoca, bize öğüt verir misin? Hoca cevap vermiş:

- Evet, tabii arkadaşlar. Siz her şeyi bana bırakın. Köylülerde Hocaya güvenmişler. Hoca paltosunu ve kavuğunu çıkarıp her ikisini de tilkiye giydirmiş. Daha sonra tilkiyi salıvermiş. Köylüler Hocaya sormuşlar:

- Neden böyle yaptın? Hoca cevap vermiş:

- Korkmayın, ahali! Tilkiyi gören herkes onu imam zannedecek. Böylece o birkaç gün aç kalacak.

 

fıkraoku.com ekledi, 507 kez okundu.

Hamamcının Bahşişi

Komşu kasabaya hamama giden Nasrettin Hocayı tanımayan hamamcı Hocanın sade kıyafetine bakıp pek itibar etmez. Eski bir havluyla pörsümüş bir sabun verir fakat Hoca çıkışta giyimine göre hiç beklenmeyecek şekilde hamamcıya ve çalışanlarının her birinin eline birer altın sayınca hepsi şaşırır. Ertesi hafta yine gelen Hocaya pek itibar ederler, en güzel havlulardan ve parfümlü sabunlardan verirler. Bir güzel yıkarlar, keselerler, masaj yaparlar fakat Hoca çıkışta geçen hafta aldıkları gibi altın geleceği için avucu kaşınarak bekleyen sadece hamamcıya değeri düşük bir bakır para vererek:

- "Geçen hafta verdiğim altınlar bu haftaki ücrettir, bu bakır para ise geçen haftanın" der.

 

fıkraoku.com ekledi, 443 kez okundu.

Bulgur

Rüzgarlı bir günde eşeğiyle giden Nasrettin Hoca aynı zamanda bulgur pilavı da yemeye çalışmaktadır ama kaşığı ağzına götürene kadar rüzgardan hepsi savruluyormuş. Hocayı görenler ne yiyorsun diye sormuşlar. Hocada gülerek:
- Eğer böyle giderse sadece yel.

 

fıkraoku.com ekledi, 719 kez okundu.

Dert Çekme

Hoca Nasrettin çift sürerken boyunduruğun kayışı kopar. Hoca derhal başından sarığını çıkarıp kayışı yerine bağlar. Kısa bir zaman sonra tülbent de dayanamayıp kopar. Hoca tülbente hitap ederek:
- Sen de gör, zavallı kayış ne bela çekermiş, der.

 

fıkraoku.com ekledi, 640 kez okundu.

Korkunç Hata

Hocanın uykusu kaçmıştı ve pencereden dışarıyı seyrediyordu. Bir anda ilerideki ağaçların arasında hayalete benzer iki şeyi havada dans eder gibi gördü. Hemen okunu hazırlayıp pencereyi açarak fırlattı. İsabet ettirmişti. Fakat bir anda sevinmesi yerini şaşkınlığa döndü çünkü hayalet sandığı görüntü karısının gündüz yıkayıp kuruması için astığı kendi entarileriydi. Hoca "ne korkunç bir hata" diye söylendi. Çok şükür Allah'ım ya içinde bende olsaydım.

 

fıkraoku.com ekledi, 663 kez okundu.

Bir Fıkra Ekleyin

Fıkra Başlığı

Fıkra

Ekleyen:

Nasrettin Hoca Fıkraları Kategorisinde Toplam 346 Fıkra Kayıtlı.