en komik fıkraları okuyun

ANA SAYFA > Fıkra Türü Hakkında Bilgiler Türk Fıkralarının Tasni̇f Meselesi̇

Türk Fıkralarının Tasni̇f Meselesi̇

Halk fıkraları, bir söz sanatı, yazıya geçmediği için zamanla “söyleyenler” unutulmuş, “söylenenler” kalmış; kalanlar da unutulmaya yüz tutmuştur. Bununla beraber, kuşaktan kuşağa geçerek ağızdan ağıza değişerek bize kadar gelenler de az değildir (Güney, 1971:140).




Türk fıkraları Türk halk edebiyatında hem sözlü gelenekte hem de yazılı olarak zengin bir hazine tutarındadırlar; ama gereğince derlenmiş, sınıflanmış, incelenmiş ve sınıflanmış sayılamaz (Boratav, 1969:92).




Türk fıkralarının toplanması, bir araya getirilip yazıya alınması konusunda ilk koleksiyonlar XVI. yüzyıla aittir. Bu tarihten sonra kütüphanelerimizde, fıkraları bir araya getiren ve ‘Letaifname’ adı verilen yazma mecmualarının sayısında artış gözlenir. Öyle anlaşılıyor ki XVI. yüzyıldan itibaren bu türün ürünlerine karşı toplum hayatımızda ilgi artmıştır. Türk hayatında matbaanın etkin bir rol oynamaya başladığı XIX. yüzyıl içinde, fıkraların toplanıp yayımlanması geniş okuyucu kitlesine ulaştırılması faaliyetine hız verilmiştir (Yıldırım, 1998:229).




Bu anlamda ilk çalışmanın Faik Reşad tarafından yapıldığını görüyoruz. Reşad belli ölçülerden hareketle ilk büyük fıkra külliyatını yayınlamıştır. Fıkraları ilk defa kendisinin ilmi bir tasnife göre yayınladığını belirten Faik Reşad, bazen öze, bazen de konuya ve mekana bakarak karışık bir tasnif yapmıştır. Onun verdiği fıkra tasnifi şöyledir (Yıldırım, 1999:18-19):



1. Müluk, Umera, Vüzera, Hukkam.



2. Zevat-ı Mukaddese, Ulema, Urefa, Meşayih, Hükema.



3. Şuara, Üdeba, Müellifin, Muharririn.



4. Zürefa, Ezkiya, Hazır-Cevaplar.



5. Memurin, Diplomatlar.



6. Mehakim, Deavi, Müftehimin ve Mahkumin, Avukatlar, Şahitler.



7. Askerlik, Harp, Atıcılık, Binicilik.



8. Etibba, ve Mütetabbibin, Zamir ve Mütemarizin.



9. Eimme, Vaizin, Rehabin, Müraiyyan.



10. Muallimin ve Müte’allimin, Mekatip ve Medaris.



11. Aile, Zevc ve Zevce, Ebeveyn, Evlad, Akraba.



12. Ahval-i Nisvan, Mu’aşekat, İzdivacat, Mütayebat-ı İşvebazane ve Harfendazane.



13. Cühela, Hümeka, Sadeddilan, Köylüler, Kaba adamlar.



14. Ziyafet, Et’ime, Matbah, Lokanta, Aşçı, Vekilharç, Oburluk, Açgözlülük.



15. Misafirlik, Mizbanlık.



16. Fakir, Dilenci, Cerrar, Züğürt, Tüfeyli.



17. Ehissa ve Mümsikin Taamkaran.



18. Esnaf, Tüccar, Amele.



19. Sarhoşlar, Tiryyakiler.



20. Hırsız, Dolandırıcı, Ayyar, Yankesici, Zorba, Eşkıya, Çapkın, Serseri.



21. Hizmetkar, Lala, Mürebbi, Köle, Cariye, Müdir-i umur, Kahya.



22. Süfeha.



23. Seyahat, Vesait-i Nakliye (at, araba, tramvay, şimendifer, vapur, kayık, otel, han).



24. Eğlence mahelleri (müsamere, balo, tiyatro, kahvehane, gazino), Oyuncular.



25. Mabagalacı, Yalancı, Tafrafuruş, Lafazan, Korkak.



26. Müteellih, Mütenebbi, Müneccim, Muabbir, Falcı, Sihirbaz, Efsuncu.



27. Mucanin ve Mecazip.



28. Netayic-i gayr Müterakkibe, Kabahatten büyük özürler.



29. Cühela, Galat söyleyen ve okuyanlarla dili dönmeyenler, İyyler, Dilsizler.



30. Hayvanat ve Cemadata müsned fıkarat.



31. Letaif-i manzume.



Faik Reşad'ın, bazen “kaile” ve bazen de “makule” bakarak yaptığı bu tasnif fıkralar hakkında yapılmış ilk çalışma olması sebebiyle mühimdir. Hacim ve mahiyet itibariyle kendisinden önce ve sonra henüz o çapta bir eserin olmaması, eksikliklerine rağmen, yaptığı hizmetin ehemmiyetini gösterir (Yıldırım, 1999:19).




Pertev Naili Boratav ise fıkralarımızın tasnifinde Lamii Çelebi’nin yazmış olduğu Lata’if adlı esere dikkat çekmektedir. Kitabın önsözüne göre eseri Lami Çelebi yazmaya başlamış, sonra anlattığı şeylerin kendi ağırbaşlı kişiliğine yakışmadığının farkına vararak, onu tamamlamaktan vazgeçmiş, kitabı yakmayı bile kurmuş, eseri oğlu tamamlamıştır. Bu eserde fıkraların bir bölümünün kaynakları belli olmayan eski eserlerden alındığı, bir kısmının ise Lami’nin karihasından olduğu söylenmektedir. Karihasının sözünün herhalde “kulaktan duyup kendine göre bir anlatma tarzına sokmak” almak yanlış olmaz. Esere göre fıkralar şöyle tasnif edilmiştir (Boratav, 2011:348);



1. Çocuklar üzerine hikayeler,



2. Deliler üzerine hikayeler,



3. Çeşitli başka insanlar üzerine hikayeler,



4. Karı-koca üzerine hikayeler,



5. Hayvan masalları,



6. Cansız şeyler üzerine hikayeler.

fıkraoku.com ekledi, 6543 kez okundu.

Fıkralar Hakkında Bilgi

Önceki Yazı:
Fıkra Tanımlamaları

SON EKLENEN FIKRALAR:

Tedbirli Hırsız

Tedbirli Hırsız Gecenin geç saatlerinde, ıssız sokakta yürüyen adamın yanına bir başka adam yaklaşır ve kendisine sorar;
- Affedersiniz amcacım, bu çevrede bekçi ya da polise rastladınız mı?
- Hayır evladım, kimseyi görmedim!
- Öyleyse hemen cüzdanınızı ve telefonunuzu rica edeyim...

 

fıkraoku.com ekledi,

Kısa Fıkralar

Temel Amerika'da

Temel, bir gün Amerika'ya gidecekmiş. Arkadaşı Dursun'a:
"Ya Dursun, benim İngilizcem yok, Amerika'da nasıl konuşacağım?" demiş.
Dursun da: "Yuvarlayarak konuş, onlar da öyle konuşuyor zaten," demiş.

Sonrasında olur ya da olmaz derken, Temel Amerika'ya gitmiş. Posta göndermek için postaneyi sorması gerekiyormuş. Birini çevirip:
"Postane nerededir uşağum?" demiş.
Adam, "post" kelimesinden postaneyi anlamış ve Temel'i oraya götürmüş.

Biraz sonra Temel'in karnı acıkmış. Bu sefer başka birine:
"Restoran nerdedir uşağum?" demiş.
Adam da onu bir restorana götürmüş.
Temel içinden: *"Ya bu İngilizce ne kadar kolaymış!"* diye düşünmüş.

Daha sonra Temel'in uykusu gelmiş. Bir adamı çevirip:
"Otel nerdedir uşağum?" diye sormuş.
Adam da:
"Otel şuradadur uşağum," demiş.

Bunun üzerine Temel şaşırmış:
"E, ikimiz de Türk'üz, niye İngilizce konuşuyoruz?"

 

fıkraoku.com ekledi,

Temel Fıkraları

Büyükanne Torun

Büyükanne ile torunu sahile gider. Torun yüzerken çok geçmeden boğulacak gibi çırpınmaya başlar. Büyükanne torununu tek parça halinde getirmesi için tanrıya dua eder. Çevredekiler torunu kurtararak büyükanneye getirir. Kadın toruna göz ucuyla baktıktan sonra gözünü göğe diker ve şunu der;
- Şapkası da vardı.

 

Elif ekledi,

Kısa Fıkralar

İtirafçı Çapkın

İtirafçı Çapkın Çapkın Hristiyan'ın biri kilisede günah çıkarmaya gelmişti. Papaz kendisine seslendi:
- Suçlarını itiraf et. Neler yaptın bakalım?
- Papaz efendi, Tanrı’nın "Zina yapmayacaksın" emrine karşı koydum.
Papaz merakla:
- Kaç kere?
Günahkâr adam ellerini ovuşturarak şöyle dedi:
- Muhterem peder! Ben buraya günahkâr olduğumu itiraf etmeye geldim, övünmeye değil!

 

Cenk Boz ekledi,

Komik Fıkralar