fıkraoku.com

ANA SAYFA > Fıkra Türü Hakkında Bilgiler Eğitici Olarak Fıkralar

Eğitici Olarak Fıkralar

Eğitimin temel amacı; kişinin topluma uyum sağlamasını kolaylaştırmak ve toplumda kabul gören değerleri tanımasına yardımcı olmaktır. Toplumun kuralları, yaşayışı, hayata bakışı, kısacası toplumun kültürel özellikleri tanıtılarak; kişinin kültürünün gelişmesi ve yaşadığı topluma ayak uydurması sağlanır.


Günümüzde formal eğitimin uygulandığı orta öğretim kurumlarında yapılandırmacı yaklaşıma dayalı anlayışla eğitim verilmektedir. Bu yaklaşımın en temel özelliklerinden biri de sınıflarda hayata dair uygulamaların yer aldığı ortamlara dönüştürülmesi ve öğrenilenlerin sınıf dışındaki dünya ile ilişkilendirmeyi kapsamasıdır (Özden, 2005: 147).


Bir kültür ve beceri dersi olan Türkçe dersi bu amaçları, en temel materyali olan ders kitapları ve bu kitaplarda yer alan edebî metinler vasıtası ile gerçekleştirir. Türkçe dersinde dinleme, konuşma, okuma, yazma gibi becerilerin öğretilmesi kitaplardaki bu metinler vasıtası ile gerçekleştirilir (Kavcar, 1999: 6; Cemiloğlu, 2003: 10). Bu becerilerin gelişiminde lokomotif işlevi gören metinler bireye zengin yaşantılar sunma işlevini sezdirme yoluyla yaparken, eğiticilik işlevini de yerine getirir (Cemiloğlu, 2003: 9). Bireyi kişisel ve toplumsal hayat hakkında iyiye ve doğruya yönlendirirerek eğitmeyi amaçlayan bu estetik metinlerden biri de sözlü kültür geleneğimizin ürünlerinden fıkralardır.
Fıkralar, gözlem ve tecrübeler sonucunda elde edilen deneyimler, halkın ortak değerleri, sosyal, kültürel ve geleneksel yaşantı hakkında bilgi verir ken geçmiş ile gelecek arasında da bir köprü görevi görerek halkın ortak değer yargılarını gelecek nesillere aktarır. Bu da millî varlığın sürdürülmesi için yazılı ve sözlü kültürün taşıyıcısı olan kültürel eserlerin korunarak bir sonraki nesle öğretilmesi ve aktarılması ile sağlanır (Ünalan, 2010: 147,152).


Kısa ve özlü bir yapıya sahip olan fıkralar, sonuca çabuk ulaşma, okuyanı ve dinleyeni sıkmadan eğlendirerek sezdirme yoluyla kişileri düşünmeye sevk eder. Ayrıca düşünceleri süsleyerek edebî zevk süzgecinden geçirir ve onlara bu zevki tattırır. Bu metinler vasıtası ile çocuğun gelişimine bağlı olarak hayata dair bilgiler verilirken kültürün bir sonraki nesillere aktarılması da sağlanır (Güleryüz, 2003: 166).

Fıkralar, çocuklara edebî zevki tattırmanın yanında eğlendirici özellikleri ile de dikkat çekerler (MEB, 2006: 2-3). Çünkü fıkranın gücü pratik ve zekice çözümlerden, hazırcevaplıktan ve özellikle komiklik özelliğinden kaynaklanmaktadır (Güzel, Torun, 2008: 423). Bu tür, gülerken düşündürme işlevi ile de eğitici bir nitelik kazanır. Fıkralarda toplumsal ilişkilerin irdelenmesi mizahî unsurları mekaniklikten uzaklaştırıp, onlara beşerî bir kimlik kazandırmaktadır. Çünkü halk bir takım duygu ve düşüncelerini dışa vurmak amacıyla fıkra türünden yaralanır (Öngören, 1983: 34).


Merkezinde birey ve toplum arasındaki ilişkinin yer aldığı fıkralar bir çeşit informal eğitim aracı olarak değerlendirilebilir. Sözlü gelenekte eğlendirirken eğiten üslubuyla, insanlara ortak bir paydada beraberce yaşamanın yollarını anlatıp, toplumsal birlikteliği sağlayan bu tür, bir milletin şifrelerini aktaran düşünce paketleridir. Fıkralar, içerdiği mesajlar yoluyla, bireyin hayat ve olaylar karşısında duruşunu belirlemesine yardımcı olarak, yaşantısını zenginleştirir. Çünkü fıkralarda genellikle gerçek hayattaki olaylardan hareketle hisse alma düşüncesi hâkimdir (Elçin, 1998: 566).


Fıkralardaki çatışma unsuru, kişinin sezgisel yetilerini ön plana çıkarır ve yaşam karşısındaki farkındalığını geliştirir. Kişilerin yaşantıları hakkında örnekler sunan fıkralar, toplumun kuralları hakkında bilgiler verirken; yetiştirilmek istenen insan hakkında da ipuçları sunar. Çünkü fıkralarda mizahî bir dille yanlışlıkları, incitmeden düzelterek verilen mesajlarla topluma rehberlik etme ve olaylar hakkında dersler verme amaçlanır. Konusunu insan ve toplum ilişkilerinden alan bu tür milletin değer yargıları, insanlar arası ilişkilerdeki uygulamalar ve bu konudaki genel eğilimlerin öğrenilmesi bakımından da eğitici özelliklere sahiptir.


Günümüzdeki baş döndürücü gelişim ve değişimle kendini sürekli yenileyen ve çağın gereklerine ayak uyduran fıkraların varlığını hâlâ sürdürmesi, bu türün toplumdaki işlevi ile yakından ilgilidir. Fıkralar, sahip oldukları bu işlevlerle Türkçe dersinde kazandırılması hedeflenen temel becerilerden olan Türkçeyi doğru, güzel ve etkili kullanma becerisi, eleştirel ve yaratıcı düşünme becerisi, problem çözme becerisi gibi becerilerin kazanılmasına hizmet etmesinin yanında iletişim becerilerinin kazanılmasında da etkin rol üstlenmektedir (MEB, 2006: 2). Bu amaçların gerçekleştirilmesinde fıkralar sahip oldukları niteliklerle önemli işlevler üstlenmektedir.


Neslihan Karakuş / Yasemin Baki

fıkraoku.com ekledi, 48 kez okundu.

Fıkralar Hakkında Bilgi

Sonraki Yazı:
Öğretici Olarak Fıkralar

Önceki Yazı:
Fıkra Nedir?

SON EKLENEN FIKRALAR:

Neden Ağlıyorsun?

Neden Ağlıyorsun?Nasrettin Hoca, bir gün zengin bir adamın cenazesinde hem tabutun yanında yürüyor hem de sesli sesli ağlıyormuş. Cenazeye katılanlardan biri onu teselli etmek için yaklaşmış.
- Merhum akraban mıydı?
Hoca cevap vermiş:
- Yok akrabam değildi, ben de ondan ağlıyorum ya!

 

fıkraoku.com ekledi, 0 kez okundu.

Nasrettin Hoca Fıkraları

Erik

ErikRamazan ayında Bektaşi'nin birini ağzında erikle görmüşler.
- Bu ne hal efendim! İftara daha çok var, demişler. Bektaşi de;
- Ben bunu ağzıma koydum ki iftara kadar yumuşasın sonra yiyeceğim, demiş.

 

fıkraoku.com ekledi, 0 kez okundu.

Bektaşi Fıkraları

90 Dakikalık Dua

90 Dakikalık DuaErzurumspor yenilirse küme düşecek, berabere kalır ya da yenerse ligde kalacaktır. İmam Efendi'den dua etmesini isterler:
- Hocam bi dua et de takım yensin, heç değilse berabere galsın. İmam dua eder. Maçın 90 dakikası berabere biter ama Erzurumspor uzatmalarda bir gol yer ve küme düşer. Taraftarlar:
- Ne biçim dua ettin İmam Efendi! Diye çıkışırlar. İmam da:
- Ula uşah ben 90 dekke için dua ettim. Ne bülim gavat uzadacah!

 

fıkraoku.com ekledi, 10 kez okundu.

Erzurum Fıkraları

Ne Günahı!

Ne Günahı!Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nın gözleri susuzluktan afallamış.
Dayanamayıp bir çeşmeye çaktırmadan yanaşmış. Tam suyunu içerken,
bir köylü görmüş Hocayı:
- Aman hoca, günah değil midir bu yaptığın!
- Yıkıl karşımdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem; ne günahı...

 

fıkraoku.com ekledi, 15 kez okundu.

Nasrettin Hoca Fıkraları