Bir Hoca ile bir Bektaşi dervişi yol arkadaşı olmuş. Hocanın bir beygiri dervişin de bir eşeği varmış. Mevsim yaz olduğundan akşamüstü bir çayırlık mahalle civarında geceyi geçirmeye karar vermişler. Heybelerindeki nevaleden beraberce yiyip biraz konuştuktan sonra yatıp uyuma vakti gelince Hoca “Yarabbi, beygirimi sana emanet ettim, sen koru.” demiş.
Bektaşi de, “Şeyhim, benim eşeği de sen bekle.” demekle hoca hayretle, “Allah'a emanet et, günaha giriyorsun" demiş ise de derviş aldırmamış. Yatıp uyumuşlar. Ertesi sabah kalktıkları zaman hocanın beygiri meydanda olmadığı halde Bektaşi'nin eşeği orada otlayıp duruyormuş. Bu hali gören hoca hayretle, “Bu nasıl şey” Allah'a emanet ettiğim beygir gitmiş, Bektaşi'nin eşeği duruyor” diye söylenmeye başlayınca derviş, “Bunda hayret edilecek bir şey yok. Allah'ın kulu bir sen değilsin. Beygiri diğer kuluna verdi. Halbuki bizim şeyhin yegane dervişi benim. Tabii malımı sabaha kadar bekledi” diyerek hocayı da güldürmüş.
Bektaşinin biri yoksulluktan bıkmış, canı sıkkın yolda yürürken ellerini açıp dua etmiş:
- Allah'ım, al şu canımı da kurtar beni bu sefil dünya hayatından.
Tam o sırada yanından geçtiği binanın duvarları üzerine doğru yıkılmış. Bektaşi canını zar zor kurtarmış, tekrar ellerini havaya kaldırmış ve şöyle demiş:
- Allah'ım kırk yıldan beri bana biraz dünyalık ver diye sana dua ettim, beni duymadın. Şimdi hemen Azrail'i gönderiyorsun...
Bektaşi ile arkadaşı bir hacı Osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı bunlara yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar. Hacı af diler "şeytana uyduk kadı efendi" der ve hacıya idam cezası verir. Bektaşi'ye sıra gelir ve der ki "Kadı Efendi ben gayrimüslimim bana oruç farz değil". Kadı Bektaşi'yi serbest bırakır. Bektaşi kadıya sorar;
- Kadı efendi ben de şehadet getirsem Müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın?
Kadı efendi düşünür gavuru Müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve hacıyı da affeder. Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hacı şaşırarak Bektaşi'ye sorar;
- Sen ne biçim adamsın be bir dinli oluyorsun bir dinsiz, sen de iman yok mu bire münafık deyip azarlar.
Bektaşi de der ki;
- Gavur oldum kendimi, Müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın?
Oruç tutan Bektaşinin biri çok fena susamış. Vakit geçirmek için kırda giderken bakmış gürül gürül akan bir çeşme. Adeta kendinden geçmiş bir halde ağzını dayayıp yudum yudum içmeye başlamış. Bu sırada oradan geçen biri görüp:
- Aman erenler ne yaptın? Oruç gitti, diye seslenmiş.
Bektaşi, ağzının iki yanından süzülen sular bağrına doğru inerken cevap vermiş:
- Oruç gitti, ama fakire de can geldi!