en komik fıkraları okuyun

ANA SAYFA > Karışık Fıkralar > Saatiniz Kaç?

Saatiniz Kaç? Fıkrası

Yakışıklı bir genç ve yaşlı bir Yahudi uzun bir tren yolculuğunda aynı kompartımanı paylaşırlar.
İhtiyar biner binmez, genç adam saati sorar, ancak yanıt alamaz.
Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç konuşmazlar. Ertesi sabah, varış¸ istasyonuna gelmeden önce, ihtiyar;
- Şimdi saat 8.30 oldu!, der. Genç, şaşkınlıkla;
- Niye ancak şimdi cevap verdiniz ki? diye sorar. Yaşlı adam şöyle açıklar;
- Bakınız genç adam. Size dün akşam saati söylemiş olsaydım, sohbete başlayacaktık.
Bana muhtemelen, benim de gittiğim kente yolculuk ettiğinizi ve belki de oraya ilk kez gittiğinizi söyleyecektiniz. Ben de, iyi bir insan olduğum için, sizi evime davet edecektim. Orada kızım ile tanışacaktınız. Çok güzel bir kız olduğu için, onu kesinlikle beğenecektiniz.
Eh, siz de çirkin sayılmazsınız kızım da sizi beğenecekti. Kuvvetle ihtimaldir ki, bu iş evliliğe kadar gidecekti. Ben de düşündüm saati bile olmayan meteliksiz bir damatla, benim ne işim var...

 

ekledi, 10088 kez okundu.

Fıkrayı Paylaşın:
tweet facebook

Karışık Fıkralar

Sonraki Fıkra:
Savaş Taktiği

Önceki Fıkra:
Beygir ve Eşek

Hoşunuza giden fıkraları bizimle paylaşın...

Fıkra Başlığı

Fıkra

Ekleyen:

Benzer Fıkraları Okuyun

Beş Elma

Beş ElmaPadişahın biri sarayında otururken dışarıdan "güzel elmalarım var!" diye ses işitmiş;
Bakmış ki yaşlı bir adam at arabasında elma satıyor. Etrafında da halktan müşteriler.

Hâliyle Padişahın canı elma çekmiş ve başvezirini çağırmış;
- Al sana beş altın, koş bana elma al.

Başvezir, diğer vezirlerden birisini çağırmış;
- Al sana dört altın, koş elma al.

Vezir saray görevlilerinden birisini çağırmış;
- Al sana üç altın, koş elma al.

Saray görevlisi muhafız komutanını çağırmış;
- Al sana iki altın, koş elma al.

Komutan nöbetçiyi çağırmış;
- Al sana bir altın, koş elma al.

Nöbetçi asker çıkmış yaşlı ihtiyarı yakasından tutmuş;
- Hey sen! Ne diye bağırıyorsun? Burası han mı, yoksa saray mı? Defol buradan. Arabana da elmalarına da el koyuyorum.

Nöbetçi, muhafız komutanına dönmüş;
- İşte amirim, iyi dalavere çevirdim. Bir altına yarım araba elma.

Komutan saray görevlisine dönmüş;
- İşte, iki altına bir çuval elma.

Saray görevlisi vezire dönmüş;
- İşte, üç altına bir torba elma.

Vezir, başvezire dönmüş;
- İşte, dört altına yarım torba elma.

Başvezir kralın huzuruna çıkmış;
- İşte devletlü padişahımız, emrettiğiniz gibi. Buyurun beş elma.

Padişah oturmuş taht odasında ve düşünmüş;
"Beş elma-beş altın. Bir elma-bir altın ve halk elmalara hücum ediyor. Demek ki vatandaşın durumu çok iyi... O halde vergileri tez zamanda artırmak lazım."

 

fıkraoku.com ekledi, fıkra 52557 kez okundu.

Karışık Fıkralar

Karaköylü Remzi

Sevdiği kıza kavuşamadığı için çekip gitmek isteyen gence bilge sorar:
– Mecnun Leyla'sından vazgeçti mi?
– Hayır.

– Kerem ateşten kaçtı mı?
– Hayır.

– Ferhat dağları delmekten korktu mu?
– Hayır.

– Ya Karaköylü Remzi?
Bir süre susup düşündükten sonra genç:
– Onu hiç duymadım ki efendim, deyince bilge:
– Tabi duymazsın, o vazgeçti çünkü...

 

Fıkra Sitesi ekledi, fıkra 51959 kez okundu.

Karışık Fıkralar

Papaz

Sicilya’nın bir kasabasında kadınlar hiç rahat durmaz, ikide bir kocalarını aldatırlarmış.
Kasabanın yaşlı papazı, kocasını aldattıktan sonra kendisine gelen ve günah çıkartan kadınlardan bıkmış.
Günlerden bir gün, yine bir kadın gelmiş,

-“Papaz efendi! Şeytana uyup yine kocamı aldattım” demiş.
Papaz öfkelenmiş:
-“Ayıptır günahtır, sürekli kocamı aldattım diye geliyorsunuz. Bundan sonra en azından ‘ayağım taşa takıldı’ deyin, ben anlarım.”
Bu durum, kadınlar arasında anında yayılmış.
Kilisedeki yoğunluk hiç azalmamış, artık kadınlar “Ayağım taşa takıldı” diyor; papaz günah çıkartıyormuş.
Gün gelmiş, ihtiyar papaz ölmüş.
Yerine gelen yeni papazın da ‘taşa takılma’ seansları sürüyormuş. Durumdan bihaber olduğu için, “Ne kadar namuslu bir kasaba. Hanımların ayağı taşa takılsa, günah çıkartmaya geliyorlar” yorumunu yapıyormuş.
Bir gün, papaz ile Belediye Başkanı buluşmuş, sohbete koyulmuşlar.
Papaz, Belediye Başkanı’na bir ricada bulunmuş:
-“Başkanım, derhal kaldırımları onarın. Kasabanın hanımları, hemen her gün taşa takılıp düşüyorlar...”
Bir önceki papazın durumu anlattığı Başkan kahkahalarla gülmeye başlamış.
Bu tavırdan çok rahatsız olan papaz, Başkan’a yüksek bir ses tonuyla cevabı yapıştırmış:
- “Başkan, Gülüyorsunuz ama, en çok da sizin eşiniz taşa takılıyor...”.

 

Pulat Aydın ekledi, fıkra 51767 kez okundu.

Karışık Fıkralar