Temel ile Dursun yaz tatillerinde Antarktika kıtasına gitmeye karar vermişler. Uzun süren bir yolculuktan sonra buzlar diyarına varmışlar. Bir rehber bulamadıklarından bir süre kendileri gezmişler uzun buz ovalarını. Ertesi sabah bir rehberle anlaşarak kıtanın en güzel yerlerini rehber eşliğinde gezip merak ettiklerini soruyorlarmış. Bir ara Temel rehbere seslenerek;
- Pardon burada hiç beyaz kadın var mı? diye sormuş. Rehber;
- Tabiî ki var beyefendi, buradaki kadınların yüzde doksanı beyazdır, demiş.
- Peki siyah kadın var mi?
- Eh bir kaç tane var bu civarda.
- Peki siyah beyaz kadın var mı?
Rehber son derece şaşırmış bir şekilde;
- Tabiî ki hayır ben hiçbir yerde rastlamadım böyle kadına.
Cevaptan hiç de hoşnut kalmayan Temel Dursun'a dönerek;
- Ula Dursun yoksa dün akşamkiler penguen miydi!?
Temel vakit namazını kılmak için camiye gider, ama kapı kitlidir.
İçerden sesler geldiğini duyunca kapıyı zorlayarak içeri girer. İçerir girer ama bir de ne görsün, imam efendi bir kadınla uygunsuz vaziyettedir!
Temel;
— Tüh senin sıfatına! diye tükürünce imam der ki:
— Hele işim bitsin, sana camiye tükürmek nedir göstereceğim!
Bir gün Temel Almanya'ya seyahate gider. Orada bir şapkacı dükkanına girer. Bir şapka beğenip satıcıya sorar:
- Bu şapka ne kadar?
- 150 dolar.
- Bu şapkanın delikleri nerede?
- Ne deliği, şapkada delik ne alaka?
Temel de şöyle der;
- 150 doları verecek eşeğin kulaklarının geçeği delikler...
Temel elbiselerini çıkarmış ve anadan üryan göle yüzmeye girmiş. Temel gölde yüzerken, arkadaşları şaka olsun diye elbiselerini alıp kaçmışlar. Temel biraz yüzdükten sonra çıkmış bakmış elbiseler yok. Uzun süre beklemiş, bakmış gelen giden yok. Geç vakit olmaya başlayınca mecbur eve gitmeye karar vermiş. İki eliyle önünü kapatarak eve doğru koşmaya başlamış. Köyün içinde Temel'i bu durumda gören babası:
- Ula Temel! Ula benim salak uşağum, yüzuni kapa yüzuni, seni orandan kim tanıyacak da!