Eski Ramazanların birinde birisi Ramazan sofrasına davet edilmiş. Ömründe hiç görmediği yemeklerden bir yemiş bir yemiş. Yerinden kalkamayacak hale gelmiş. Adamı bir küfeye koyup bir hamalın sırtına vermişler:
- Bunu şu adresteki evine götür çok yedi yürüyemiyor, demişler.
Yolda giderken bir cenaze görmüşler. Küfedeki sormuş:
- Vah zavallı neden ölmüş acaba?
- Ziyafette fazla yedi kalbi dayanamadı öldü, demişler.
Küfedeki adam iç geçirmiş:
-Yedin mi rahmetli gibi yiyeceksin bizimki nefis köreltmek, demiş.
Abdest namaz ve benzeri ibadetlerle arası iyi olmayan adamın biri aile eş dost ve çevrenin baskıları sonucu namaza gitmeye karar vermiş. Tesadüf bu ya Ramazanda yatsıya oğluyla beraber gitmiş, namazdan sonra odun için ormana gitmeyi düşündüklerinden yanlarındaki eşeği caminin dışına bağlayıp, camiye girerken caminin imamı adamı görüp gülümsemiş. Namaz başlamış bir iki rekat vesselam derken namaz sürdükçe sürüyormuş. Hoca selam verince adam oğluna dönerek;
- Eşeği al eve git anana selam söyle iş inada bindi sahurda eve gelemezsem merak etmesin, derken, hoca yeniden namaza başlamış.
Adamın biri bir gün teravih namazına gitmiş. Hoca teravih namazını çok hızlı kıldırıyormuş. Hoca selam verice adam aceleyle hocanın kulağına eğilmiş.
- Hocam, bir defa süphane rabbiyel ala zor diyorum, demiş. Adamın yanındaki kişi bunu işitince:
- Dostum haline şükret ben onu bile diyemiyorum, demiş.
Adamın biri her gün hanımını zorlayarak sahura kaldırıyor yemek
hazırlatıp sahur yemeği yiyormuş sonrada orucu. Bir gün beş gün bu böyle sürerken kadın artık dayanamamış;
- Ula herif sende hiç vicdan yok mu, oruç tutmuyorsun bana zorla sahur hazırlatıyorsun, demiş. Adam;
- Oruç farz, sahur yemek sünnet değil mi? Diye sormuş.Kadın;
- Evet, deyince. Adam;
- Ee hanım! Farzı yapamıyoruz, bari sünneti yapalım, kötü mü yapıyoruz?