Bir zamanlar padişahın biri, bir imam ve bir Bektaşi dedesini huzura kabul etmiş.
İmama:
- İmam efendi, içki var mı?
- Haşa sultanım!
- Kumar var mı?
- Sümme haşa sultanım!
- Kadın kız var mı?
- Elfi elfi haşa sultanım!
Padişah kuşağından bir altın çıkarıp imama hediye etmiş.
Sonra dönmüş dedeye:
- Erenler içki var mı?
- Akşamlarda olur sultanım!
- Kumar var mı?
- Arada sırada oynarız sultanım!
- Kadın kız var mı?
- Eh işte o da oluyor bazen sultanım!
Padişah kuşağından bir kese altın çıkarıp dedeye hediye etmiş.
Bunu gören imam atılıyor:
- Sultanım bu nasıl bir iştir!
- Ben içki içmem, kumar oynamam, harama uçkur çözmem...
- Bana bir altın verdiniz, bütün bu süfli işleri yapan dedeye bir kese altın verdiniz.
- Ben bundan bir şey anlamadım!
deyince imam, padişah:
- İmam efendi senin hiçbir masrafın yok. Ama dedenin masrafları çok. Onun için ona fazla verdim der.
Bektaşinin biri yoksulluktan bıkmış, canı sıkkın yolda yürürken ellerini açıp dua etmiş:
- Allah'ım, al şu canımı da kurtar beni bu sefil dünya hayatından.
Tam o sırada yanından geçtiği binanın duvarları üzerine doğru yıkılmış. Bektaşi canını zar zor kurtarmış, tekrar ellerini havaya kaldırmış ve şöyle demiş:
- Allah'ım kırk yıldan beri bana biraz dünyalık ver diye sana dua ettim, beni duymadın. Şimdi hemen Azrail'i gönderiyorsun...
Bektaşi ile arkadaşı bir hacı Osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı bunlara yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar. Hacı af diler "şeytana uyduk kadı efendi" der ve hacıya idam cezası verir. Bektaşi'ye sıra gelir ve der ki "Kadı Efendi ben gayrimüslimim bana oruç farz değil". Kadı Bektaşi'yi serbest bırakır. Bektaşi kadıya sorar;
- Kadı efendi ben de şehadet getirsem Müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın?
Kadı efendi düşünür gavuru Müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve hacıyı da affeder. Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hacı şaşırarak Bektaşi'ye sorar;
- Sen ne biçim adamsın be bir dinli oluyorsun bir dinsiz, sen de iman yok mu bire münafık deyip azarlar.
Bektaşi de der ki;
- Gavur oldum kendimi, Müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın?
Oruç tutan Bektaşinin biri çok fena susamış. Vakit geçirmek için kırda giderken bakmış gürül gürül akan bir çeşme. Adeta kendinden geçmiş bir halde ağzını dayayıp yudum yudum içmeye başlamış. Bu sırada oradan geçen biri görüp:
- Aman erenler ne yaptın? Oruç gitti, diye seslenmiş.
Bektaşi, ağzının iki yanından süzülen sular bağrına doğru inerken cevap vermiş:
- Oruç gitti, ama fakire de can geldi!