Bir gün Nasrettin Hoca eşeğini alıp uzaktaki bir kasabaya gider. Kasabada gezinirken eşeğini kaybeder. Uzun süre eşeğini arar ancak bir türlü bulamaz. En sonunda yorgun düşer, pes eder. Dinlenmek ve geceyi geçirmek için bir otele gidip oda kiralar. Kendisine verilen odanın kapısını açar ve yatağın düzgün, kırışıksız ve tertemiz olduğunu görür. Üstü başı kirli olduğundan yatağa yatmaya gönlü razı olmaz, yatağın altına uzanır, tam o sırada yeni evli bir çift özel bir gece geçirmek için oda ister. Otelde çalışan acemi biri yardımcı olmak ister ve der ki "Koridora geçin boş oda varsa oraya girin" der.
Nasrettin Hocanın odasının kapısını açarlar ve bakarlar ki oda boş. Nasrettin Hoca yatağın altında yattığı için onu da göremezler.
Genç çift hazırlanır ve yatağa girerler ki adam karısana "Sevgilim gözlerinde bütün şehri görüyorum" der ve bunu duyan Nasrettin Hoca kafasını uzatıp "Benim eşeği de görüyor musun?" der.
Hoca Nasreddin, küçük oğluyla birlikte köyüne gidiyormuş. Oğlunu eşeğe bindirmiş, kendisi yürüyormuş. Karşıdan gelenler, oğlunu göstererek:
- Ak sakallı yaşlı adam yürürken bacak kadar velet eşekle gidiyor. Zamane çocuğu işte, demişler.
Bu konuşmaları işiten Hoca oğlunu indirip kendisi binmiş. Az sonra birkaç kişi daha denk gelmiş. Bunlar ise:
— Koca adama bak! Bu sıcakta kendi eşekte, ufacık çocuğu yaya yürütüyor. Hiç acıma yok, demişler.
Bu konuşmalardan sonra Hoca, eşeğe oğlunu da bindirmiş. Çok geçmeden yine birileriyle karşılaşmışlar. Bu kişiler de:
- Zavallı hayvan zor yürüyor. Düşüp ölecek! Hiç acımadan iki kişi birden binmişler üstüne, demişler.
Hoca hemen inmiş, oğlunu da indirmiş. Eşek önde, onlar arkada ilerlemişler. Biraz sonra, yol kıyısında oturanlar:
- Şu dünyada amma aptal adamlar var; eşek bomboş gidiyor, adam da oğlu da kan ter için de arkasından koşuyor! diye konuşmaya başlamışlar.
Nasreddin Hoca dayanamamış. Oğluna dönüp demiş ki:
- Gördün mü evladım! Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Şu dünyada kimseyi hoşnut edemiyor, kimsenin dilinden kurtulamıyorsun! iyisi mi, kimseye kulak asmayacaksın ve kendi bildiğini yapmaktan şaşmayacaksın...
Samana çok zam gelince Nasrettin Hoca eşeğin yemini yarıya düşürür, eşek yine çalışır, hoca tekrar samanı çeyreğine düşürür eşek yine çalışmaya devam eder, ancak ertesi gün eşek çalışırken rahmetli olur. Hoca hüzünlenir, ölü eşeğine şöyle der;
- Tüh! Biraz daha dayansaydın sana aç karnına çalışmayı da öğretecektim.
Köylünün biri Nasrettin Hocaya görünce sorar;
- Hocam bu ramazan fitreni kime vereceksin?
Nasreddin Hoca;
- Köyün en zenginine...
- Aman hocam, o kadar fakir insan varken niye zengine veriyorsun?
Nasreddin Hoca şöyle demiş
- Valla ben Allah'ın işine karışmam. O kime veriyorsa ben de ona veririm.