Akşehir kadısı keyfine düşkün bir adammış. Akşehir'de halkın yanında içki içemeyeceğini iyi bilen kadı efendi, canı içmek isteyince; şarap şişesini alıp, bağlara gidermiş. Kadı efendi bir gün şarap şişesini alıp bağlara gitmiş, kendisini kimsenin görmeyeceği bir yere varınca; şarabını içmeye başlamış. İyice sarhoş olan kadı efendi, cübbesini, sarığını bir yere fırlatıp atmış ve kendisi de sızıp kalmış. Nasrettin Hoca'nın da bir cübbeye ihtiyacı varmış. Üstündekiler epey eskiymiş. Yerlere atılmış cübbeyi görünce hemen alıp sırtına giymiş. Kadı akşama doğru ayılmış, bir bakmış ki; cübbe yok. Cübbesini arayan kadı efendi, bulamayınca; çalındığını sanmış. O halde evine gelen kadı efendi, adamlarına emir vermiş:
- Yarın sabah kimin sırtında benim cübbeyi görürseniz; hemen yakalayıp getirin!
Ertesi gün çarşıyı pazarı dolaşan kadının adamları, bir bakmışlar ki; kadının cübbesi Nasreddin Hoca'nın sırtında. Bunu gören adamlar, Hoca'yı apar topar yakalayıp kadının huzuruna getirmişler. Kadı cübbeyi tanıyınca sormuş:
- Hoca efendi, bu cübbeyi nerden buldun?
- Dün bazı arkadaşlarla bağda dolaşıyorduk. Bir de ne görelim? Saçı sakalı ağarmış, şöyle sizin gibi kelli felli bir adam, zil zurna sarhoş olmuş yatmıyor mu? Yanında da içilmesi haram olan koca bir şişe şarap da var. Cübbesini sarığını çıkartıp atmış. Bu halde oralardan bir hırsız geçecek olsa cübbeyi çalacak. Buna meydan vermemek için cübbeyi aldım. Sahibi çıkınca hemen çıkarıp vereceğim. Şahitlerim de var.
Kadı şöyle sakalını bir sıvazladıktan sonra biraz düşünmüş ve demiş ki:
- Sen o cübbeyi sağlıkla giymeğe devam et Hoca efendi, o cübbenin sahibi çıkmaz...
fıkraoku.com ekledi,
Yaşım ya on üç ya da on dörttü. Akrabamızın birinin düğününe gitmiştik. Hani derler ya "birazdan paralar havaya saçılacak" işte ben de tam o anı bekliyordum. Sonra zengin adamın biri çıktı dolarları saçmaya başladı tabi ben de hızlı hızlı gidip almaya çalıştım 1 tane almayı başarmıştım tam 1OO dolar. Yerde o kadar 1 dolar varken yüz dolar gelmişti elime, fakat diğer para toplayanlar hızlıca yanıma geldiler.
Bende annemin yanına gidersem bir şey olmaz diyerek annemin yanına kaçtım, parayı anneme verdim, yüz doları görür görmez hemen çantasına koydu. Çocuk geldi "Teyze oğlun paramızı çaldı" dedi. Annem çantasından 20 TL çıkarıp "alın paranızı" dedi.
Çocuklar 20 lirayı aldı ve gitti. 100 dolar o dönemlerde 200 TL ediyordu yani 10 katı kâr etmiştik eve gittik ve paraya baktığımızda paranın sahte olduğunu öğrendik annem de beni dövmüştü. İşte o gün bu gündür harama el uzatmam.
Bir dost ekledi,
Bektaşinin birini Ramazanda içki içtiği için yaka paça kadıya götürürler. Çakırkeyif Bektaşiyi görür görmez kadı:
- Behey kafir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu?" Diye çıkışınca, Bektaşi;
- Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır, diye karşılık verir. Kadı:
- Bunun içine pamuk katarlar, deyince, Bektaşi:
- Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar...
Murat ekledi,