en komik fıkraları okuyun

ANA SAYFA > Fıkra Türü Hakkında Bilgiler Fıkranın Tanımı

Fıkranın Tanımı

Fıkralar, sözlü edebiyatın kısa, özlü, nükteli ve güldürücü türüdür (Elçin, 1997: 566). Başlangıçta ferdî bir karaktere sahipken zamanla anonimleşerek halka mal olan bu tür; tasvir yapısı, kullanılan kelimeler, diyalog unsurları, konu seçimi ve kendine özgü kompozisyonu ile diğer halk edebiyatı türlerinden ayrılır (Yıldırım, 1998: 221-23; Şimşek, 2005).


Dîvânü Lûgâti’t-Türk'te küg kelimesiyle ifade edilen fıkralar, sonraki yıllarda hikâye, kıssa, nükte, mizah, lâtife, nekre kelimeleri karşılanmıştır (Güzel ve Torun, 2008:423). Kavramsal olarak birden fazla anlamı içeren fıkraların özelliklerinin kavranması bu değişik adlandırılmaların açıklanması ile daha da netlik kazanacaktır.


Zaman içerisinde fıkra kelimesinin yerine kullanılan bu kavramlar aslında fıkra türünün sahip olduğu özelliklerin bütünüdür. Bu bağlamda
nükte, ince manalarla örtülü yarı şaka yarı ciddi sözlerin kazandığı genel tanımdır ki burada amaç gülme değil gülerken düşündürmedir (Tural, 1993: 119). Latife "hoş bir anlatımla dinleyeni o atmosferin içine çeken tahkiyeli tür, nekre ise hoşa giden gülünç, tuhaf, ince bir alay taşıyan sözler söylemek, hikâyeler anlatmak anlamında kullanılır (Tural, 1993: 119-122; Öğüt, 2003: 63-130 ).


Şekil itibariyle küçük mana bakımından hacimli bir tür olan fıkra, yılların süzgecinden süzülerek oluşan halkın ortak estetik beğenisini yansıtır. Merkezinde toplum ve insanın yer aldığı fıkralar gerçek hayatla sıkı bir ilişki içerisindedir. Sözlü kültür bünyesinde yer alan fıkralarda insan doğası ele alınırken ironik bir anlatım kullanılır (Artun, 2009: 34). Bu özellikleri ile fıkralar, değişime açık bir yapıya bürünmüştür. Bu da fıkralara mahallîleşme yoluyla her bölgede yeniden üretilerek zenginleşme imkânı sunmuştur (Güzel ve Torun, 2008: 72; Algan, 2004).


Eğlendirici ve eğitici nitelikleri bir arada taşıyan fıkralar, toplumsal ilişkilerin irdelenmesiyle mizahî unsurları mekaniklikten uzaklaştırıp onlara beşerî bir kimlik kazandırır. Bu da söylenmek istenileni mizahla süsleyerek dolaylı yoldan ifade etmeyi gerektirir (Öngören, 1983: 34; Şahin, 2004). Böylelikle söz iskeletini mana incileriyle süsleyerek muhataba sunmayı amaçlayan fıkralar vasıtasıyla anlatılmak istenilen muhatabı incitmeden kibarca uyarma yoluyla gerçekleştirilir. Bu yönüyle de keskin bir idrak ile anlama, kavrama, öğrenme ve çözme kabiliyetini de beraberinde getirir ki bu da kişinin gülerken aynı zamanda düşünmesini sağlar (Aslan, 2008: 293; Artun, 2007:145-159).


Neslihan Karakuş / Yasemin Baki

fıkraoku.com ekledi, 9527 kez okundu.

Fıkralar Hakkında Bilgi

Sonraki Yazı:
Fıkra Nedir?

Önceki Yazı:
Fıkralar

SON EKLENEN FIKRALAR:

Tedbirli Hırsız

Tedbirli Hırsız Gecenin geç saatlerinde, ıssız sokakta yürüyen adamın yanına bir başka adam yaklaşır ve kendisine sorar;
- Affedersiniz amcacım, bu çevrede bekçi ya da polise rastladınız mı?
- Hayır evladım, kimseyi görmedim!
- Öyleyse hemen cüzdanınızı ve telefonunuzu rica edeyim...

 

fıkraoku.com ekledi,

Kısa Fıkralar

Temel Amerika'da

Temel, bir gün Amerika'ya gidecekmiş. Arkadaşı Dursun'a:
"Ya Dursun, benim İngilizcem yok, Amerika'da nasıl konuşacağım?" demiş.
Dursun da: "Yuvarlayarak konuş, onlar da öyle konuşuyor zaten," demiş.

Sonrasında olur ya da olmaz derken, Temel Amerika'ya gitmiş. Posta göndermek için postaneyi sorması gerekiyormuş. Birini çevirip:
"Postane nerededir uşağum?" demiş.
Adam, "post" kelimesinden postaneyi anlamış ve Temel'i oraya götürmüş.

Biraz sonra Temel'in karnı acıkmış. Bu sefer başka birine:
"Restoran nerdedir uşağum?" demiş.
Adam da onu bir restorana götürmüş.
Temel içinden: *"Ya bu İngilizce ne kadar kolaymış!"* diye düşünmüş.

Daha sonra Temel'in uykusu gelmiş. Bir adamı çevirip:
"Otel nerdedir uşağum?" diye sormuş.
Adam da:
"Otel şuradadur uşağum," demiş.

Bunun üzerine Temel şaşırmış:
"E, ikimiz de Türk'üz, niye İngilizce konuşuyoruz?"

 

fıkraoku.com ekledi,

Temel Fıkraları

Büyükanne Torun

Büyükanne ile torunu sahile gider. Torun yüzerken çok geçmeden boğulacak gibi çırpınmaya başlar. Büyükanne torununu tek parça halinde getirmesi için tanrıya dua eder. Çevredekiler torunu kurtararak büyükanneye getirir. Kadın toruna göz ucuyla baktıktan sonra gözünü göğe diker ve şunu der;
- Şapkası da vardı.

 

Elif ekledi,

Kısa Fıkralar

İtirafçı Çapkın

İtirafçı Çapkın Çapkın Hristiyan'ın biri kilisede günah çıkarmaya gelmişti. Papaz kendisine seslendi:
- Suçlarını itiraf et. Neler yaptın bakalım?
- Papaz efendi, Tanrı’nın "Zina yapmayacaksın" emrine karşı koydum.
Papaz merakla:
- Kaç kere?
Günahkâr adam ellerini ovuşturarak şöyle dedi:
- Muhterem peder! Ben buraya günahkâr olduğumu itiraf etmeye geldim, övünmeye değil!

 

Cenk Boz ekledi,

Komik Fıkralar