fıkraoku.com

ANA SAYFA > İncili Çavuş Fıkraları > Düşman Askerleri

Düşman Askerleri Fıkrası

Osmanlı ordusunda görev yapan İncili Çavuş, savaş meydanında düşman askerlerini gözetlemekle görevlendirilir. İncili Çavuş, atının üzerinde savaş alanında gözetleme yaparken, bir yandan da incileriyle oynar. Bu durumu gören komutanı, ona kızar ve;
- Sen burada düşman askerlerini izlemek için bulunuyorsun, incilerinle oynamak için değil, der.

İncili Çavuş ise cevap olarak şöyle der:
- Aman efendim, incilerimle oynayarak daha iyi gözetleme yapabiliyorum. İncilerim parlıyor ve düşman askerlerinin hareketlerini daha net görebiliyorum.

Komutanı şaşkınlıkla İncili Çavuş'un bu cevabına gülerek karşılık verir:
- Sen de haklısın İncili Çavuş. İncilerinle oynamaya devam et, ama düşman askerlerini de gözetlemeyi ihmal etme!

 

ekledi, 108 kez okundu.

Fıkrayı Paylaşın:
tweet facebook

İncili Çavuş Fıkraları

Sonraki Fıkra:
Eşekler Neyin Nesi?

Önceki Fıkra:
Fazla Pul

Bir Fıkra Ekleyin

Fıkra Başlığı

Fıkra

Ekleyen:

Benzer Fıkraları Okuyun

İncili Çavuş

Padişah İncili Çavuş'a sormuş:
- Senin yüzünde ve çenenin altında niçin tüy yetişmiyor?
İncili hemen şu cevabı vermiş:
- Yüzümü anam öpmüş, çenemin altını da babam öpmüş de ondan.

 

fıkraoku.com ekledi, fıkra 843 kez okundu.

İncili Çavuş Fıkraları

Adama Göre Adam

İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış.
Kral, bunları görünce dayanamayıp:
– Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı? diye sorunca, İncili Çavuş:
– Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, cevabını vermiş. Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek.

 

fıkraoku.com ekledi, fıkra 647 kez okundu.

İncili Çavuş Fıkraları

Atla Neyi Konuştun?

Asıl adı Mustafa olan İncili Çavuş, Nasrettin Hoca'dan sonra en büyük Türk fıkra kahramanlarından biridir.
İncili Çavuş unvanını, Padişah 4. Murat'ın başlığına taktırdığı inciden almıştır. Şakacılığı ve hazırcevaplığıyla tanınmış olan İncili Çavuş, İran'a elçi olarak gönderilmişti Hediyelerle ve bir heyetle birlikte İran Şahı'nı ziyaret edip gerekli görüşmelerde bulunarak İran'daki programı tamamlamıştı. Artık İstanbul'a dönülecekti.

İran Şahı, Türk elçilik heyetine görkemli bir uğurlama töreni hazırlatmış, ileri gelenleri ve halkı toplatmıştı. İncili Çavuş'a bir at hediye etmiş ve:
- Bu küheylan benim sana hediyemdir. Yolculuk esnasında binersin, demişti.
Ama bu öyle bir attı ki; uyuz mu uyuz, cılız mı cılız, zayıf mı zayıf, üf desen yıkılacak. Ayakta zor duracak kadar yaşlı.
İncili Çavuş adeta kendisiyle alay edilircesine böyle bir at hediye edilmesi karşısında bozulmuş, ama bozuntuya vermeden ağzını atın kulaklarına götürerek bir şeyler söylemiş. Sonra da kulaklarını atın ağzına götürerek bir süre dinlemiş ve basmış kahkahayı.
Başta Şah olmak üzere vezirler ve halk, şaşkın şaşkın bu manzarayı izledikten sonra Şah sormuş:
- Atla neler konuştun? Sen ata ne dedin? At sana ne söyledi ki, böyle kahkahayla gülersin?
İncili Çavuş şöyle demiş:
- Ben ata sordum, "Ey ruhumun ruhu! Tanır mısın Hz. Nuh'u?" diye

Şah da:
- Eee! At ne dedi? deyince, İncili Çavuş:
- Valla, at bana şöyle dedi: "Nuh da ne ki be gardaş Sırrımı kimseye etme faş Ben Hz. Adem'e taş taşımışam, taş."

 

fıkraoku.com ekledi, fıkra 622 kez okundu.

İncili Çavuş Fıkraları