Temel, bir gün Amerika'ya gidecekmiş. Arkadaşı Dursun'a:
"Ya Dursun, benim İngilizcem yok, Amerika'da nasıl konuşacağım?" demiş.
Dursun da: "Yuvarlayarak konuş, onlar da öyle konuşuyor zaten," demiş.
Sonrasında olur ya da olmaz derken, Temel Amerika'ya gitmiş. Posta göndermek için postaneyi sorması gerekiyormuş. Birini çevirip:
"Postane nerededir uşağum?" demiş.
Adam, "post" kelimesinden postaneyi anlamış ve Temel'i oraya götürmüş.
Biraz sonra Temel'in karnı acıkmış. Bu sefer başka birine:
"Restoran nerdedir uşağum?" demiş.
Adam da onu bir restorana götürmüş.
Temel içinden: *"Ya bu İngilizce ne kadar kolaymış!"* diye düşünmüş.
Daha sonra Temel'in uykusu gelmiş. Bir adamı çevirip:
"Otel nerdedir uşağum?" diye sormuş.
Adam da:
"Otel şuradadur uşağum," demiş.
Bunun üzerine Temel şaşırmış:
"E, ikimiz de Türk'üz, niye İngilizce konuşuyoruz?"
fıkraoku.com ekledi,
Bir lisedeki coğrafya dersinde öğretmen sordu:
- İstanbul'dan gemiye bindiniz, Antalya'ya gidiyorsunuz. Hangi kıyı şehirlerinden geçersiniz?
Dursun da saymaya başladı:
-İstanbul, Tekirdağ, Çanakkale, Ayvaluk, İzmir... İzmir...
Dursun İzmir'den ötesini bilmediği için sustu. Öğretmen hâliyle sorar:
- Evet, niye sustun evladım?
Arkadan Temel atılır.
- Gemi, İzmir'de batti öğretmenum.
fıkraoku.com ekledi,
Bir zamanlar Temel ile Dursun anaokulu öğretmeniymiş ama okul uluslararası bir anaokulu ve her ülkeden öğrenciler varmış. Okula öğrenciler gelmiş Zenciler Almanlar Fransızlar Türkler vb.
Bir gün okulda yangın çıkmış. Temel aldığı çocuğu dışarı çıkarıyor bakıyor biz böyle yaparsak çocukların çoğu ölür. Dursun'a;
-Dursun sen çocukları camdan at, ben de tutayım, diyor.
Temel aşağı iniyor
Fransız atılıyor tutuyor.
Almanı atılıyor tutuyor
Türk atılıyor tutuyor
Zenci atılıyor Temel TUTMUYOR.
Dursun kızıyor;
- Uşağım niye tutmaysun la! Temel de diyor ki;
- Yanmışları atma zaman kaybetmeyelum da!
Kazım Özdemir ekledi,