Bir zamanlar Temel ile Dursun anaokulu öğretmeniymiş ama okul uluslararası bir anaokulu ve her ülkeden öğrenciler varmış. Okula öğrenciler gelmiş Zenciler Almanlar Fransızlar Türkler vb.
Bir gün okulda yangın çıkmış. Temel aldığı çocuğu dışarı çıkarıyor bakıyor biz böyle yaparsak çocukların çoğu ölür. Dursun'a;
-Dursun sen çocukları camdan at, ben de tutayım, diyor.
Temel aşağı iniyor
Fransız atılıyor tutuyor.
Almanı atılıyor tutuyor
Türk atılıyor tutuyor
Zenci atılıyor Temel TUTMUYOR.
Dursun kızıyor;
- Uşağım niye tutmaysun la! Temel de diyor ki;
- Yanmışları atma zaman kaybetmeyelum da!
Temel vakit namazını kılmak için camiye gider, ama kapı kitlidir.
İçerden sesler geldiğini duyunca kapıyı zorlayarak içeri girer. İçerir girer ama bir de ne görsün, imam efendi bir kadınla uygunsuz vaziyettedir!
Temel;
— Tüh senin sıfatına! diye tükürünce imam der ki:
— Hele işim bitsin, sana camiye tükürmek nedir göstereceğim!
Bir gün Temel Almanya'ya seyahate gider. Orada bir şapkacı dükkanına girer. Bir şapka beğenip satıcıya sorar:
- Bu şapka ne kadar?
- 150 dolar.
- Bu şapkanın delikleri nerede?
- Ne deliği, şapkada delik ne alaka?
Temel de şöyle der;
- 150 doları verecek eşeğin kulaklarının geçeği delikler...
Temel elbiselerini çıkarmış ve anadan üryan göle yüzmeye girmiş. Temel gölde yüzerken, arkadaşları şaka olsun diye elbiselerini alıp kaçmışlar. Temel biraz yüzdükten sonra çıkmış bakmış elbiseler yok. Uzun süre beklemiş, bakmış gelen giden yok. Geç vakit olmaya başlayınca mecbur eve gitmeye karar vermiş. İki eliyle önünü kapatarak eve doğru koşmaya başlamış. Köyün içinde Temel'i bu durumda gören babası:
- Ula Temel! Ula benim salak uşağum, yüzuni kapa yüzuni, seni orandan kim tanıyacak da!