Nasreddin Hoca tıraş olmak için berbere gider. Berber koltuğuna oturduktan bir süre sonra ustanın dükkanda olmadığını anlar. Onun yerine, yardımcısı olan berber çırağı bakmaktadır. Ama artık iş işten de geçmiştir. Çünkü berber çırağı çoktan Hocayı tıraş etmeye başlamıştır. Çırağın tıraş ederken ki hareketleri, beceriksizliği Hocanın keyfini kaçırır.
Tam bu sırada tıraş olduğu berberin yan tarafında bulunan dükkandan korkunç bir ses duyulmuş. Sanki komşu dükkânda bir öküz böğürüyor.
Nasreddin Hoca berber çırağına merakla sormuş:
─ Bu acayip ses nedir ?
Berber çırağı cevap vermiş:
─ Önemli bir şey değil Hoca efendi, yan komşumuz nalbant, galiba öküze nal çakıyor olmalı.
Bunu duyan Nasreddin Hoca berber çırağına şöyle der:
─ Öyle mi ? Ben de birisini tıraş ediyorlar sandım.
fıkraoku.com ekledi,
Adamın biri lüks bir erkek kuaförüne gitmiş. Bir taraftan saçları kesilirken diğer taraftan da sarışın güzel bir bayan tarafından manikürü yapılıyormuş. Tabi sarışın güzel, adamın hemen dikkatini çekmiş ve bayana;
- Bu gece benimle yemeğe çıkar mısın? Demiş. Sarışın bayan, adama bakarak;
- Üzgünüm beyefendi ama ben evliyim, demiş. Adam sırıtarak;
- Boş versene güzelim kim takar kocanı, telefon et bu gece işim çıktı gelemeyeceğim dersin olur biter, demiş. Bu sefer sarışın sırıtarak;
- İstersen sen söyle, şu anda seni tıraş ediyor.
fıkraoku.com ekledi,
Erzurumlu İstanbul'a gelir, berbere gider sakal tıraşı olacak. Berber fırçayı sabunlayıp köpürtürken müdahale eder:
– Ben Erzurumluyum; sabuna, köpüğe gerek yok!
Kuru kuruya tıraş olur, kalkar.
Sıradaki de Erzurumluymuş, koltuğa oturunca o da fiyakasını bozmaz:
– Ben de Erzurumluyum; sabun, köpük istemez!
Berber tıraşa başlar. Bizimkinin canı yanar ama serde erkeklik var, sesini çıkarmaz.
Ama tıraşın yarısına gelince dayanamaz:
– Berber efendi, sen bu tarafı köpükle yine, ben zaten Erzurum'un içinden değilim!
fıkraoku.com ekledi,