İki adam ölür ve cennetin kapısına gelirler. Cennetin kapısında Aziz Peter beklemektedir. Aziz Peter ilk adama sorar:
- Hayattayken ne iş yapardın?
- Ben rahiptim, ömrümü Tanrı'ya verdim, karıma sadıktım, her gün dua ettim, insanlara yardım ettim, çocukları sevdim, der.
- Çok iyi, der Aziz Peter, al sana cennetin gümüş anahtarı.
İkinci adama sorar:
- Hayattayken ne iş yapardın?
- New York'ta taksi şoförüydüm, der adam. Çok iyi, al sana cennetin altın anahtarı.
Rahip bunu görünce öfkelenir.
- Aziz Peter, nasıl olur bu? Ben ömrümü Tanrı'ya adamış bir insanım, bana gümüş anahtarı bu taksi şoförüne de altın anahtarı uygun görüyorsunuz?
Aziz Peter gülerek:
- Oğlum, der. Sen vaaz verirken herkes uyuyordu, bu adam araba kullanırken herkes dua ediyordu.
Yaşlıca bir kadın varmış, sürekli aynı minibüse binermiş. Bir gün minibüse bindiğinde şoförün arkasındaki koltuğa oturmuş. Omzuna dokunulunca şoför hafifçe başını çevirmiş, bir bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta. Teşekkür ederek almış bademleri ve yemiş. Bir süre sonra yaşlı kadın tekrar şoförün omzuna dokunup bir avuç daha badem vermiş ve bu ikramı tekrarlayınca merakla sormuş şoför;
- Zahmet ediyorsunuz efendim, hepsini bana yedireceksiniz, biraz da kendiniz yesenize...
- Çiğneyemiyorum evladım, dişlerim yok...
- Niye satın alıyorsunuz o zaman?..
- Evladım ben sadece üzerindeki çikolatayı emmesini seviyorum!..
Bir gün yoğun saatlerde minibüs bekleyen Temel, minibüsü görünce heyecanla durması için işaret etmiş, minibüs şoförü ellerini havaya kaldırarak ve tüm parmaklarını oynatarak "çok kalabalık" demeye çalışmış. Temel de baş parmağını, işaret ve orta parmağının arsına sokmuş şoföre doğru kolunu uzatmış. Şoför görünce çok kızmış ve aşağı inmiş, öfkeyle Temel'e;
- Sen ne kadar terbiyesiz adamsın!
- Asıl sen ne kadar terbiyesizsin, bana böle böle yaptın.
- Ben sana minibüs kalabalık, dedim diye yanıt vermiş. Bunun üzerine Temel de;
- E ben de beni araya sıkıştırırsın diyorum işte...