Gecenin geç saatlerinde, ıssız sokakta yürüyen adamın yanına bir başka adam yaklaşır ve kendisine sorar;
- Affedersiniz amcacım, bu çevrede bekçi ya da polise rastladınız mı?
- Hayır evladım, kimseyi görmedim!
- Öyleyse hemen cüzdanınızı ve telefonunuzu rica edeyim...
fıkraoku.com ekledi,
Adamın biri taksisiyle şehrin içindeki trafikte ilerliyormuş. Kırmızı ışıkta beklerken birden yan kapı açılıp şarjdaki cep telefonunu bir genç alıp kaçmaya başlamış.
Adam bir an şaşkın yaşadıktan sonra arabadan inip kapkaççının peşinden koşmaya başlamış, iki üç sokak ötede kapkaççı yorulmuş ve daha fazla uzaklaşamayacağınız anlayınca belindeki bıçağı çıkartıp adama doğrultmuş, adam korkmuş o da elini cebine atıp:
- Birader şarjı unuttun yav! Al şunu, demiş.
fıkraoku.com ekledi,
Sultan Aziz'le Paris'e giden heyette Şehremini Muavini Ömer Faiz Efendi de varmış...
Keçecizade Fuat Paşa, Ömer Faiz Efendi'yi hiç yanından ayırmıyormuş, hoşgörülü, nüktedan, hazır cevap insanı kim sevmez.
Bir gün Fuat Paşa, yanına onu alarak Paris Belediye Başkanı'nı ziyarete gitmiş. Adamın merakına bakın, İstanbul Belediyesi sokakları temiz tutup yıkatmak için ne kadar para harcıyormuş...
Al başına soruyu!
Ömer Faiz Efendi'de cevap mı yok!
- Bizim sokak ve caddelerimizin iki tarafı dükkânlarla doludur. Berber, aşçı... Berber, sakal tıraşından kalan sabunlu suyu, bakkal peynirin suyunu, aşçı tencerenin yağını sokağa dökerler. Bunlar akarken sokaklar yıkanmış olur. Onun için bizde sokak yıkama tahsisi yoktur.
Paris Belediye Başkanı, herhalde bir şey anlamaz ama misafirle de tartışacak değiller ya!
fıkraoku.com ekledi,