Adamın biri kendini mısır tanesi sanıyormuş. Bir tavuk gördüğü zaman, tavuğun kendisini yiyeceğini düşünüp hemen kaçıyormuş. Adamı akıl hastanesine yatırmışlar, uzun bir süre tedavi görmüş.
Sonunda doktoru, iyileştiğini düşünerek adama sormuş:
─ Artık bir insan olduğunu, mısır tanesi olmadığını biliyorsun değil mi?
Adam, kendinden emin bir şekilde doktoruna cevap vermiş:
─ Evet, artık insan olduğumu, mısır tanesi olmadığımı biliyorum.
Bunu duyan doktoru, iyileştiğinden emin olup adamı taburcu etmiş. Fakat adam, hastaneden ayrıldıktan kısa bir süre sonra korkudan titreyerek, kan ter içinde geri gelmiş.
Doktoru, adamın bu halini görünce sormuş:
─ Ne oldu sana böyle?
Adam cevap vermiş:
─ Tam hastaneden çıkmıştım ki karşımda bir tavuk gördüm, beni yiyecek diye ödüm koptu!
Doktoru, şaşkınlıkla adama tekrar sorar:
─ Yahu, hani sen artık bir insan olduğunu, mısır tanesi olmadığını biliyordun. Tavuklar insan yemez ki! Niye korktun tavuk seni yiyecek diye?
Bu soru karşısında adam doktoruna şöyle demiş:
─ Ben insan olduğumu, darı olmadığımı biliyorum, peki ya tavuk bunu biliyor mu?
İki deli beraber yolda gidiyorlarmış. Biraz yürüdükten sonra yol kenarında direksiyon bulmuşlar ve buna çok sevinmişler. O sevinçle uzunca bir süre yol aldıktan sonra bir benzincinin önünde durmuşlar. Direksiyonu tutan deli;
– 100 liralık benzin, süper olsun demiş.
Benzinci her iki deliyi de tepeden tırnağa süzdükten sonra;
– Gidin işinize, sizin cıvatalarınız gevşek, demiş.
Diğer deli direksiyondaki arkadaşına doğru dönmüş;
– Gördün mü bak! Araba masraf kapısı açtı hemen!
Köyün delisi minareye çıkmış, aşağıya atlayacakmış. Bunu gören köy halkı köyün delisini ikna etmeye çalışmış. Sana ev alırız, araba alırız diye kandırmaya çalışmışlar olmamış. Bir türlü aşağı inmesi için ikna edememiş kimse.
Bakmışlar bu böyle olmayacak, delinin halinden deli anlar deyip komşu köyün delisini getirmeye karar vermişler.
Komşu köyün delisi elinde kocaman bir bıçakla gelmiş.
Akıl hastanesinde doktorlar, deliler içinde iyileşen var mı diye kontrol yapacaklarmış. Bunun için, bir odanın ortasına masa koyup, masanın üzerine sıvı yağ sürmüşler. Sırayla tüm delilere birer ampul verip, masaya çıkarak verdikleri ampulü tavandaki boş olan ampul yatağına takmalarını istemişler.
Deliler sırayla masaya çıkmış ve masadaki yağdan ayakları kayarak yere düşmüş. Fakat en son deli masaya çıkmadan önce, kendisine masanın üzerine koyması için bir gazete kağıdı verilmesini istemiş. Gazete kağıdını masanın üzerine koymuş ve gazete kağıdının üstüne basarak ampulü yerine takmış. Bunu gören doktorlar, delinin akıllandığını düşünerek sevinmişler.
Doktorlardan biri, akıllandığından emin olmak için deliye sormuş:
- Masanın üzerine neden gazete kağıdını koydun?
Deli cevap vermiş :
- Boyum kısa, eremem diye