Temel ile Dursun konuşuyorlardı TemelDursun'a sorar:
– Savaş çıkarsa poku yedik galiba. Dursun düşündü:
– İki olasılık var, dedi. Ya çıkar ya çıkmaz.
Çıkmazsa mesele yok, çıkarsa iki olasılık var:
Ya çürüğe çıkarız ya askere alınırız.
Çürüğe çıkarsak mesele yok, askere alınırsak iki olasılık var:
Ya geri cephe ya ileri cephe.
Geri cephede kalırsak mesele yok, ileri cepheye gidersek iki olasılık var:
Savaşı ya kazanırız ya kaybederiz.
Kazanırsak mesele yok, kaybedersek iki olasılık var:
Ya esir düşeriz ya ölürüz.
Esir düşersek mesele yok, ölürsek iki olasılık var:
Ya gömerler ya kağıtfabrikasına yollarlar.
Gömerlerse mesele yok, kağıtfabrikasına yollarlarsa iki olasılık var:
Ya gazete kağıdı ya tuvalet kağıdı.
Gazete kağıdı olursak mesele yok, tuvalet kağıdı olursaaak
İşte o zaman poku yedik Temel
Temel vakit namazını kılmak için camiye gider, ama kapı kitlidir.
İçerden sesler geldiğini duyunca kapıyı zorlayarak içeri girer. İçerir girer ama bir de ne görsün, imam efendi bir kadınla uygunsuz vaziyettedir!
Temel;
— Tüh senin sıfatına! diye tükürünce imam der ki:
— Hele işim bitsin, sana camiye tükürmek nedir göstereceğim!
Bir gün Temel Almanya'ya seyahate gider. Orada bir şapkacı dükkanına girer. Bir şapka beğenip satıcıya sorar:
- Bu şapka ne kadar?
- 150 dolar.
- Bu şapkanın delikleri nerede?
- Ne deliği, şapkada delik ne alaka?
Temel de şöyle der;
- 150 doları verecek eşeğin kulaklarının geçeği delikler...
Temel elbiselerini çıkarmış ve anadan üryan göle yüzmeye girmiş. Temel gölde yüzerken, arkadaşları şaka olsun diye elbiselerini alıp kaçmışlar. Temel biraz yüzdükten sonra çıkmış bakmış elbiseler yok. Uzun süre beklemiş, bakmış gelen giden yok. Geç vakit olmaya başlayınca mecbur eve gitmeye karar vermiş. İki eliyle önünü kapatarak eve doğru koşmaya başlamış. Köyün içinde Temel'i bu durumda gören babası:
- Ula Temel! Ula benim salak uşağum, yüzuni kapa yüzuni, seni orandan kim tanıyacak da!