Erzurum'un bir köyünde herkese lakap takan, dolma nene diye yaşlı kadın varmış.
Köye gelen gelinlerin hepsinde bir noksanlık bulur onları o isimle çağırırmış.
Örnek; Kambur Emine, Pamuk Hatçe gibi.
Köyün ağası oğlunu evlendirip köye yeni bir gelin getirecekmiş.
Dolma neneyi davet etmiş yedirip içirdikten sonra demiş ki;
- Bak dolma nene, sakın bizim geline ad takmıyasan, lakap takmıyasan.
Dolma nene;
- Yoo viş oğul! Ele şey olur mi ben heç, bir gusur bulmam, demiş ve ayrılmış.
Ağa düğünü yapmış gelini getirmiş dolma neneyi çağırmış.
- Dolma nene nasıl gelin? Demiş, dolma nene;
- Oğul ben gelini eyi buldum, gözel buldum, amma aşşaği mehlenin garilari at suratli demeseler bari.
fıkraoku.com ekledi,
Erzurum'un son halk hikayecisi Behçet Mahir hastadır, Edebiyat Fakültesi Halk Edebiyatı hocaları hasta yoklamaya giderler. Profesörlerin de olduğu kalabalık hoca grubuyla aniden karşılaşan ev halkı telaşlanır. Ancak Behçet Mahir'in karısının oralı olmaya hiç niyeti yoktur.
- Ana! Neydececeyığ, bak bir sürü pirofosor gelmişler
Diyen kızına telaşlanmaya gerek olmadığını şu sözlerle açıklar:
-Di get! Pirofosor dedeğin ne çi? Behçetin yalanlarını yazir, yazir pirofosor olirlar
Dadaş ekledi,
Yıllar önce Devlet Senfoni Orkestrası Erzurum'a konser vermeye gelmiş. Ancak orkestra gelmeden önce salonu doldurabilmek için, zamanın valisi özel idare müdürüne tüm muhtarları toplayıp konsere getirmesi hususunda talimat vermiş.
Konser günü gelmiş, salon ağzına kadar dolu, konser başlamış, orkestra çaldıkça salonda çıt çıkmadan konser dinleniyor. Bir ara orkestra ara vermiş. Salon yavaş yavaş boşalınca orkestra şefi yaşlı bir dadaşın yanına yaklaşmış ve aralarında şu konuşma geçmiş:
- Beyefendi konserimizi beğendiniz mi?
Siniri tepesinde çıkmış olan yaşlı dadaş;
- Ne beğenmesi begefendi! Erzurum, Erzurum olali, Urus getdığından bu yana bele bir zulum görmedim.
fıkraoku.com ekledi,