Karı koca otele geldiler, odanın kartını aldılar. Otel personelinden biri kendilerine yardım etti. Odalarına çıktılar. Görevli valizleri yerleştirirken, kadın pencereden baktı ve yüzünü buruşturdu:
- Ne biçim otel bu! Sözüm ona adı DENİZ OTELİ ama hiçbir yerinden deniz görünmüyor ki...
Görevli hemen atıldı:
- Beyazıt'taki AMERİKAN OTELİ'nden de New York görünmez, efendim...
Elif ekledi,
Oğlu, işten dönen babasına der ki:
- Sorma baba! Bugün doktora gittim. Beni muayene ettikten sonra ne dedi biliyor musun? Bir ay deniz kıyısında tatil yapmam gerekiyormuş. Nereye gitmemi önerirsin?
- Başka bir doktora git evladım! başka bir doktora!
Evlat ekledi,
Namık Kemal, kötü bir havada kayıkla Beşiktaş'tan Üsküdar'a geçiyormuş. Deniz bir ara iyice azmış ve kayığı alabora etmeye başlamış. Namık Kemal, "ah! vah!" diye korku belirtileri göstermiş. Kendisine refakat etmekte olanlardan biri ünlü şaire sitem etmiş:
- Üstadım, biz de kayıktayız; bizimki de can, siz niye telaş ediyorsunuz?
Namık Kemal, yazı ve konuşmalarıyla milletin sesini duyurmaya çalıştığını hissettirecek şu karşılığı vermiş:
- Kendi canımı, sizin canınızı düşündüğünüzün çeyreği kadar düşünmem. Bu endişemin sebebi, bu kayık batarsa onunla birlikte halkın, kamuoyunun da batacak olmasıdır.
fıkraoku.com ekledi,