Kilolu bir kadın zayıflamaya karar verdi, bir süre sonra kocasıyla arkadaşı arasında geçen konuşma şöyleydi.
- Karım zayıflamaya karar verdi.
- Peki bunun için ne gibi şeyler yapıyor?
- 10 gündür 3 saat ata biniyor.
- Şu anda durum nasıl?
- Durum pek iyi değil, at yaklaşık 5 kilo zayıfladı.
fıkraoku.com ekledi,
Padişahın biri sarayında otururken dışarıdan "güzel elmalarım var!" diye ses işitmiş;
Bakmış ki yaşlı bir adam at arabasında elma satıyor. Etrafında da halktan müşteriler.
Hâliyle Padişahın canı elma çekmiş ve başvezirini çağırmış;
- Al sana beş altın, koş bana elma al.
Başvezir, diğer vezirlerden birisini çağırmış;
- Al sana dört altın, koş elma al.
Vezir saray görevlilerinden birisini çağırmış;
- Al sana üç altın, koş elma al.
Saray görevlisi muhafız komutanını çağırmış;
- Al sana iki altın, koş elma al.
Komutan nöbetçiyi çağırmış;
- Al sana bir altın, koş elma al.
Nöbetçi asker çıkmış yaşlı ihtiyarı yakasından tutmuş;
- Hey sen! Ne diye bağırıyorsun? Burası han mı, yoksa saray mı? Defol buradan. Arabana da elmalarına da el koyuyorum.
Nöbetçi, muhafız komutanına dönmüş;
- İşte amirim, iyi dalavere çevirdim. Bir altına yarım araba elma.
Komutan saray görevlisine dönmüş;
- İşte, iki altına bir çuval elma.
Saray görevlisi vezire dönmüş;
- İşte, üç altına bir torba elma.
Vezir, başvezire dönmüş;
- İşte, dört altına yarım torba elma.
Başvezir kralın huzuruna çıkmış;
- İşte devletlü padişahımız, emrettiğiniz gibi. Buyurun beş elma.
Padişah oturmuş taht odasında ve düşünmüş;
"Beş elma-beş altın. Bir elma-bir altın ve halk elmalara hücum ediyor. Demek ki vatandaşın durumu çok iyi... O halde vergileri tez zamanda artırmak lazım."
fıkraoku.com ekledi,
Erzurum'un bir köyünde herkese lakap takan, dolma nene diye yaşlı kadın varmış.
Köye gelen gelinlerin hepsinde bir noksanlık bulur onları o isimle çağırırmış.
Örnek; Kambur Emine, Pamuk Hatçe gibi.
Köyün ağası oğlunu evlendirip köye yeni bir gelin getirecekmiş.
Dolma neneyi davet etmiş yedirip içirdikten sonra demiş ki;
- Bak dolma nene, sakın bizim geline ad takmıyasan, lakap takmıyasan.
Dolma nene;
- Yoo viş oğul! Ele şey olur mi ben heç, bir gusur bulmam, demiş ve ayrılmış.
Ağa düğünü yapmış gelini getirmiş dolma neneyi çağırmış.
- Dolma nene nasıl gelin? Demiş, dolma nene;
- Oğul ben gelini eyi buldum, gözel buldum, amma aşşaği mehlenin garilari at suratli demeseler bari.
fıkraoku.com ekledi,