Avukatlığın olmadığı zamanlarda dava vekilliği yapan bir Sami Amca varmış.
Çevresindeki insanların hukuki sorunları için uğraşır, dertlerine deva olurmuş.
Mesela, bir tarla için dava açılıyor. Vatandaşın hakkı gasp olmuş. Sami Emmiye varıyor, derdini anlatıyor.
Sami Emmi, dinliyor meseleyi, sakalını sıvazlıyor. Diyor ki:
- Üçüncü maddeden tutturursak tamamdır!
Bir cinayet davası, yahut bir kavga veya kız kaçırma olayı var. Sami Emmi dinliyor meseleyi, sonra aynı cevabı yine veriyor:
- Üçüncü maddeden tutturursak tamam!
Bu nasıl üçüncü maddeyse mübarek, her derde deva... Her olayda üçüncü madde işliyor, joker gibi al oraya koy, al bu davada kullan! Yıllar sonra artık işten elini eteğini çekiyor Sami Emmi. Bir adam yanına uğruyor.
- Sami Emmi beni hatırladın mı?
- Yooo!
- Hatırlamazsın, benim dava vekiliydin sen. On yıl hapis yattım. Sami Emmi, iştahla soruyor:
- Hangi maddeden hüküm giymiştin? Cevap:
- Üçüncü maddeden Sami Emmi, üçüncü maddeden!
Genç yaşta emekli olan albay, evde sürekli oturmaktan, hanımıyla ağız dalaşı yapmaktan sıkılınca mahalledeki bakkala gider ve şöyle der;
- Sana ayda 500 lira para vereyim, bunun karşılığında seni her gün denetleyeyim!
Teklifi cazip bulan bakkal, hem para kazanacağım hem de deneyimli bir albayın uyarısını, yardımını alacağım, diyerek hemen kabul eder. Emekli albay, ertesi gün sabah 08.00 den akşam mesai sonuna kadar bakkal dükkanını denetlemeye başlar. Bakkal bir gün bile geçmeden denetimden sıkılır, baş edemez duruma gelir. Dayanamaz ve:
- Albayım, al şu 500 liranı, ben bu işten vazgeçtim! Diyerek anlaşmadan vazgeçer.
Emekli albay, kasap, berber, manav, kırtasiyeci derken tüm esnafa aynı teklifi yapar. Ancak bir süre sonra hepsi denetimden sıkılarak anlaşmayı bozar. Son olarak gittiği manifaturacı ile yıldızları barışır. Denetim işi aylar sürer. Çok güzel anlaşırlar. Manifaturacı albayın her isteğini "Baş üstüne" diyerek yerine getirir. Olanlara bir anlam veremeyen albay:
- Ya arkadaş, bütün mahalle esnafı denetimden sıkıldı. Seninle gayet iyi çalışıyoruz. Nitekim bu başarımızın sana göre sırrı ne?
Manifaturacı hazır ola geçip şöyle der;
- Albayım, ben de emekli başçavuşum.
Toplu sözleşme pazarlığından yeni çıkmış sendika başkanı, salonda toplanmış isçilere heyecanlı bir konuşma yapmaktadır:
- Yoldaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık. Bundan böyle haftanın dört günü daha çalışmayacağız!
Kalabalık, "Yaşasııın!" diye bağırır.
- Çalışma saatimiz beşte değil, dörtte bitecektir!
- Yaşaaaaaa!
- Çalışmaya dokuzda değil, on birde başlayacağız!
- Helaaallll!!
- Maaşlarımız yüzde 150 artacaktır!
- Vaaaaaauuuuuvvvv!
- Yalnızca çarşamba günleri çalışacağız!
Bu sözün ardından derin bir sessizlik olur. Derken arkalardan bir ses duyulur;
- Her çarşamba mı?
Müşterinin biri lokantada bir çorba ısmarlar. Garson çorbayı getirdiğinde bakar ki baş parmağı çorbanın içinde servis yapıyor. Müşteri sinirlenir;
- Nedir bu saçmalık, parmağın çorbanın içinde, nasıl böyle servis yaparsın? der. Bunun üzerine garson;
- Beyefendi özür dilerim parmağımda dolama çıktı, doktorumun tavsiyesi parmağımı sıcak tutmamdır.
Bunun üzerine sinirlenen müşteri:
- Madem sıcak yer lazım, öyleyse parmağını kıçına sok sıcak kalır, der.
Garsonun cevabı söyle olur.
- Beyefendi ben zaten içeride öyle yapıyorum, servise çıktığımda da böyle oldu...