Kanuni Sultan Süleyman’ın son devirlerinde sadrazamlığa getirilen Sokullu Mehmet Paşa cidden bilgili ve büyük bir devlet adamıydı. Sayısız başarılı hizmetleri ile olduğu kadar, iffet ve istikameti ile de pek haklı ve şerefli bir şöhret kazanmıştı.
Bazı dileklerde bulunmak üzere huzuruna giden bir delinin hançeri ile ölen ve Eyüp Sultan'da gömülen bu paşanın yalnız on beş senesi sadrazamlık olmak üzere elli seneden fazla devlet hizmetinde geçmesine rağmen ancak defin işlemlerine yetecek kadar parası çıktığı anlaşılınca herkes tarafından hayretle karşılanmış ve sevenleri birkaç misli artmıştı. Gömüldüğü sırada mezarı başında bulunanlar arasında devrin
Bektaşî erenlerinden tok ve doğru söyleyenlerden bir Bektaşi babasının derin bir düşünceye dalması, ocak ağalarından birinin gözüne çarpar. Yavaşça sokulur ve sorar:
- Dedem nedir seni bu kadar endişeye düşüren? Sokullu'nun ölümü mü? Bektaşi acı acı gülümser ve cevap verir:
- Hayır evlat, çalıp çırpmayan rahmetlinin devlet hazinesinde bıraktığı büyük miras ile bu mirasın geride kalan devlet büyükleri arasında uyandıracağı ihtiras düşündürdü beni...
Bektaşinin biri yoksulluktan bıkmış, canı sıkkın yolda yürürken ellerini açıp dua etmiş:
- Allah'ım, al şu canımı da kurtar beni bu sefil dünya hayatından.
Tam o sırada yanından geçtiği binanın duvarları üzerine doğru yıkılmış. Bektaşi canını zar zor kurtarmış, tekrar ellerini havaya kaldırmış ve şöyle demiş:
- Allah'ım kırk yıldan beri bana biraz dünyalık ver diye sana dua ettim, beni duymadın. Şimdi hemen Azrail'i gönderiyorsun...
Bektaşi ile arkadaşı bir hacı Osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı bunlara yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar. Hacı af diler "şeytana uyduk kadı efendi" der ve hacıya idam cezası verir. Bektaşi'ye sıra gelir ve der ki "Kadı Efendi ben gayrimüslimim bana oruç farz değil". Kadı Bektaşi'yi serbest bırakır. Bektaşi kadıya sorar;
- Kadı efendi ben de şehadet getirsem Müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın?
Kadı efendi düşünür gavuru Müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve hacıyı da affeder. Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hacı şaşırarak Bektaşi'ye sorar;
- Sen ne biçim adamsın be bir dinli oluyorsun bir dinsiz, sen de iman yok mu bire münafık deyip azarlar.
Bektaşi de der ki;
- Gavur oldum kendimi, Müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın?
Oruç tutan Bektaşinin biri çok fena susamış. Vakit geçirmek için kırda giderken bakmış gürül gürül akan bir çeşme. Adeta kendinden geçmiş bir halde ağzını dayayıp yudum yudum içmeye başlamış. Bu sırada oradan geçen biri görüp:
- Aman erenler ne yaptın? Oruç gitti, diye seslenmiş.
Bektaşi, ağzının iki yanından süzülen sular bağrına doğru inerken cevap vermiş:
- Oruç gitti, ama fakire de can geldi!