en komik fıkraları okuyun

ANA SAYFA > Osmanlı Fıkraları > Saz Şairi

Saz Şairi Fıkrası

Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u zapt edince, şairler kasideler yazıp "Fetih Vakası"nı kutluyor, o da kendilerine bol bol câizeler veriyordu. Bir gün, Anadolu'dan yeni gelmiş bir saz şairi şu iki vezinsiz mısraı gönderdi.
Devletli hünkârım, sabahınız hayrolsun, Yediğin bal ile kaymak, güzergâhın çayır olsun!
Fatih'in şairi huzuruna davet ederek pek çok ihsanlarda bulunması, yakınlarının itirazına sebep oldu;
- Efendimiz, bundan çok daha beliğ kasidelere daha az câize verdiğiniz halde, bu cahil herifin iki satırına acaba neden bu kadar kıymet verdiniz? dediler.
Sultan Mehmet şu cevabı verdi:
- Bunu hepsinden daha samimi bulduğum için; çünkü adamcağız, ömründe en lezzetli yiyecek olarak bal ile kaymağı biliyor. En güzel yer olarak da çayırı... Başka bir şey görmemiş ki, bana onları lâyık görsün!

 

ekledi, 10488 kez okundu.

Fıkrayı Paylaşın:
tweet facebook

Osmanlı Fıkraları

Sonraki Fıkra:
Hangi Borç

Önceki Fıkra:
Çal Çoban Çal

Hoşunuza giden fıkraları bizimle paylaşın...

Fıkra Başlığı

Fıkra

Ekleyen:

Benzer Fıkraları Okuyun

Vazifesiz Memur

Sultan Mahmut ve etrafındakiler sohbetteyken söz arasında vazifesiz memurlar diye bir niteleme geçince müsabihi Sait Efendi'ye sormuş:
- Vazifesiz memur olur mu?
- Elbet olur efendimiz.
- Mesela?
- Mesela sadrazamın imamı, şeyhülislamın berberi, bir de kulunuz.
- Anlamadım neden vazifesiz olsunlar?
- Efendimiz, sadrazamın dairesinde namaz kılınmaz, imam maaşını alır. Şeyhülislamın başı keldir, saçı kesilmez, berberi maaşını alır. Kulunuz da bir iş görmez, laf söyler ve maaşımı alırım.

 

fıkraoku.com ekledi, fıkra 51574 kez okundu.

Osmanlı Fıkraları

Bekri Mustafa

İçkinin yasak olduğu, bu yasağın bütün şiddetiyle devam ettiği bir sırada Bekri Mustafa'yı elinde şişeyle zil zurna sarhoş yakalayıp, o zamanın düzenliğini sağlamakla yükümlü Bostancıbaşının yanına çıkarmışlar. Bostancıbaşı hiddetten kıpkırmızı kesilip:
- Ulan zındık herif, bu zıkkımı utanmadan nasıl içtin?

Bekri Mustafa, hiç istifini bozmadan cebindeki rakı şişesini çıkarıp dipledikten sonra:
- İşte böyle içtim Bostancıbaşı, demiş.

 

fıkraoku.com ekledi, fıkra 51459 kez okundu.

Osmanlı Fıkraları

Özür ve Kabahat

Padişah, bir gün lala paşasını sınamak istemiş.
- Öyle bir şey yap ki, özrün kabahatinden büyük olsun, demiş.

Bunun üzerine lala paşa düşünmüş taşınmış, formülü bulmuş. Bir gün padişah önde, kendisi arkada merdivenlerden çıkarken, padişahın kaba etine bir çimdik atıvermiş. Padişah, hiddetle dönmüş doğal olarak. Tam ağzını açacakken lala paşa atılmış:
- Özür dilerim padişahım, sizi hanım sultan sandım.

 

fıkraoku.com ekledi, fıkra 51045 kez okundu.

Osmanlı Fıkraları