Bir hafta sonu, bir makine mühendisi, bir elektronik mühendisi ve bir bilgisayar mühendisi üç arkadaş arabayla, dağ evine pikniğe gitmek isterler. Giderlerken ıssız bir yerde arabaları bozulur. Hepsi de bunun nedeni hakkında kendi mesleki tecrübelerini de katarak yorum yapmaya başlarlar.
Makine mühendisi:
- Bunun mutlaka mekanik bir arızası vardır, der.
Elektronik mühendisi:
– Yok yok bunun ateşlemesinde bir problem var, bujilerini temizleyelim, der.
Bilgisayar mühendisi ise şöyle konuşur:
- Çıkıp bir daha girelim belki düzelir!
Genç yaşta emekli olan albay, evde sürekli oturmaktan, hanımıyla ağız dalaşı yapmaktan sıkılınca mahalledeki bakkala gider ve şöyle der;
- Sana ayda 500 lira para vereyim, bunun karşılığında seni her gün denetleyeyim!
Teklifi cazip bulan bakkal, hem para kazanacağım hem de deneyimli bir albayın uyarısını, yardımını alacağım, diyerek hemen kabul eder. Emekli albay, ertesi gün sabah 08.00 den akşam mesai sonuna kadar bakkal dükkanını denetlemeye başlar. Bakkal bir gün bile geçmeden denetimden sıkılır, baş edemez duruma gelir. Dayanamaz ve:
- Albayım, al şu 500 liranı, ben bu işten vazgeçtim! Diyerek anlaşmadan vazgeçer.
Emekli albay, kasap, berber, manav, kırtasiyeci derken tüm esnafa aynı teklifi yapar. Ancak bir süre sonra hepsi denetimden sıkılarak anlaşmayı bozar. Son olarak gittiği manifaturacı ile yıldızları barışır. Denetim işi aylar sürer. Çok güzel anlaşırlar. Manifaturacı albayın her isteğini "Baş üstüne" diyerek yerine getirir. Olanlara bir anlam veremeyen albay:
- Ya arkadaş, bütün mahalle esnafı denetimden sıkıldı. Seninle gayet iyi çalışıyoruz. Nitekim bu başarımızın sana göre sırrı ne?
Manifaturacı hazır ola geçip şöyle der;
- Albayım, ben de emekli başçavuşum.
Toplu sözleşme pazarlığından yeni çıkmış sendika başkanı, salonda toplanmış isçilere heyecanlı bir konuşma yapmaktadır:
- Yoldaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık. Bundan böyle haftanın dört günü daha çalışmayacağız!
Kalabalık, "Yaşasııın!" diye bağırır.
- Çalışma saatimiz beşte değil, dörtte bitecektir!
- Yaşaaaaaa!
- Çalışmaya dokuzda değil, on birde başlayacağız!
- Helaaallll!!
- Maaşlarımız yüzde 150 artacaktır!
- Vaaaaaauuuuuvvvv!
- Yalnızca çarşamba günleri çalışacağız!
Bu sözün ardından derin bir sessizlik olur. Derken arkalardan bir ses duyulur;
- Her çarşamba mı?
Müşterinin biri lokantada bir çorba ısmarlar. Garson çorbayı getirdiğinde bakar ki baş parmağı çorbanın içinde servis yapıyor. Müşteri sinirlenir;
- Nedir bu saçmalık, parmağın çorbanın içinde, nasıl böyle servis yaparsın? der. Bunun üzerine garson;
- Beyefendi özür dilerim parmağımda dolama çıktı, doktorumun tavsiyesi parmağımı sıcak tutmamdır.
Bunun üzerine sinirlenen müşteri:
- Madem sıcak yer lazım, öyleyse parmağını kıçına sok sıcak kalır, der.
Garsonun cevabı söyle olur.
- Beyefendi ben zaten içeride öyle yapıyorum, servise çıktığımda da böyle oldu...