Karadeniz'de bir okulda, matematik öğretmeni öğrencilerine sınav yapmış. Sınav kağıtlarını okumuş, bir öğrenciye yedi puan vermesi gerekmiş, sınav kağıdına "yedi" mi yoksa "yeti" mi yazacağına karar verememiş. "Bunu bilse bilse Türkçe öğretmeni bilir" demiş ve Türkçe hocasına danışmış. Türkçe hocası da düşünmüş düşünmüş ve;
- Ula hocam, ne tüşüniysun ve peni ne yoriysun! Ver ha ona sekiz! :)
dersimiz.com ekledi,
Fatih Sultan Mehmet bir harbe giderken asıl amacını gizlemeye çok özen gösterirdi. Ordu ile Karadeniz tarafına doğru yollanırken de Cenevizlilerin elinde bulunan Amasra üzerine mi, isfendiyar oğullarının devletine son vermeye mi, yoksa Trabzon Rum imparatorluğu’nun ortadan kaldırılması için mi gittiği bilinmiyordu. Kadıasker nereye gidileceğini bilmek istedi ve sordu. Fatih Sultan Mehmet hiddetle şu cevabı verdi:
- Eğer sakalımın tellerinden biri ne yapmak istediğimi bilseydi onu hemen koparır, yakardım!
fıkraoku.com ekledi,
Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı kadar bağırır:
- Çimse yok miiii!
Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gökten bir ses duyar:
- Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen hiç korkma!
Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece Fadime'nin hakkını ödeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır:
- Başka çimse yok miiii!
fıkraoku.com ekledi,