Bir gün hava çok sıcakmış.Nasrettin Hoca boncuk boncuk terliyormuş.Derken sokakta oynayan çocukları görmüş.Biraz serinlemek ve çocukları seyretmek için bir ağacın altına oturmuş .Cebinden mendilini çıkararak terini silmiş .Kahkahalar atarak top oynayan çocukları izlemeye dalmış.dersimiz.com Hoca çocukları izlerken mahallenin en yaramaz çocuğu ali hoca'nın başındaki kavuğu kapmış.
Hoca ne olduğunu anlayamadan ALİ,kavuğu arkadaşlarına götürmüş.Çocuklar kavuğu birbirlerine atarak oynamaya başlamışlar.Hoca kavuğunu geri almak için onlara doğru koşmuş.Çocuklar HOCANIN geldiğini görünce dört bir yana dağılmışlar.Hoca kavuğu elinde tutan çocuğa yaklaşınca çocuk,kavuğu diğer arkadaşına atıyormuş.Kavuk böyle sürekli el değiştiriyormuş.Hocanın oradan oraya koştuğunu gören komşusu Hocaya yardım etmek istemiş ama hiçbiri çocukları yakalayamamış.Bu kovalamaca uzun süre devam etmiş.Sonunda Hoca çocukların arkasından koşamayacak kadar yorulmuş.Nefes nefese kalmış, dizlerinin üstünde çökmüş.Bir süre sonra kavuksuz olarak eve dönmüş hanımı onu böyle görünce şaşırmış bey sen kavuğunu hiç başından çıkarmazdın hayrola bir şey mi oldu? kavuğun nerede? Nasrettin Hoca hanımına gülümseyerek cevap vermiş :
sorma hanım benim kavuk çocukluğunu özlemiş şimdi komşu çocukları ile birlikte sokakta oyun oynuyor
Hoca Nasreddin, küçük oğluyla birlikte köyüne gidiyormuş. Oğlunu eşeğe bindirmiş, kendisi yürüyormuş. Karşıdan gelenler, oğlunu göstererek:
- Ak sakallı yaşlı adam yürürken bacak kadar velet eşekle gidiyor. Zamane çocuğu işte, demişler.
Bu konuşmaları işiten Hoca oğlunu indirip kendisi binmiş. Az sonra birkaç kişi daha denk gelmiş. Bunlar ise:
— Koca adama bak! Bu sıcakta kendi eşekte, ufacık çocuğu yaya yürütüyor. Hiç acıma yok, demişler.
Bu konuşmalardan sonra Hoca, eşeğe oğlunu da bindirmiş. Çok geçmeden yine birileriyle karşılaşmışlar. Bu kişiler de:
- Zavallı hayvan zor yürüyor. Düşüp ölecek! Hiç acımadan iki kişi birden binmişler üstüne, demişler.
Hoca hemen inmiş, oğlunu da indirmiş. Eşek önde, onlar arkada ilerlemişler. Biraz sonra, yol kıyısında oturanlar:
- Şu dünyada amma aptal adamlar var; eşek bomboş gidiyor, adam da oğlu da kan ter için de arkasından koşuyor! diye konuşmaya başlamışlar.
Nasreddin Hoca dayanamamış. Oğluna dönüp demiş ki:
- Gördün mü evladım! Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Şu dünyada kimseyi hoşnut edemiyor, kimsenin dilinden kurtulamıyorsun! iyisi mi, kimseye kulak asmayacaksın ve kendi bildiğini yapmaktan şaşmayacaksın...
Samana çok zam gelince Nasrettin Hoca eşeğin yemini yarıya düşürür, eşek yine çalışır, hoca tekrar samanı çeyreğine düşürür eşek yine çalışmaya devam eder, ancak ertesi gün eşek çalışırken rahmetli olur. Hoca hüzünlenir, ölü eşeğine şöyle der;
- Tüh! Biraz daha dayansaydın sana aç karnına çalışmayı da öğretecektim.
Köylünün biri Nasrettin Hocaya görünce sorar;
- Hocam bu ramazan fitreni kime vereceksin?
Nasreddin Hoca;
- Köyün en zenginine...
- Aman hocam, o kadar fakir insan varken niye zengine veriyorsun?
Nasreddin Hoca şöyle demiş
- Valla ben Allah'ın işine karışmam. O kime veriyorsa ben de ona veririm.