Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:
- Emret komutanım, diyerek yanına gitmiş.
Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:
- İşte cesaret, demiş.
Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:
- Emret komutanım, diyerek komutanının yanına gitmiş.
Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:
- İşte cesaret, demiş.
Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazır ola geçmiş ve;
- Emret komutanım, demiş. Komutan;
- Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma, demiş.
Asker;
- Hadi lan, demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:
- İşte asıl cesaret bu, demiş.
Fıkra Sitesi ekledi,
Adamın biri çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktorda adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demiş ki:
- Bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve yanıma gel.
Adam bir hafta sonra gelince doktor;
- Öksürüğün nasıl oldu? diye sormuş. Adam:
- Cesaret edipte öksüremiyorum ki, demiş.
ali ekledi,
Yusuf Kamil Paşa, Mısır'a giderken, uğurlamaya gelenler arasında Nihat Bey'i görünce:
- Söyle bakalım, sana Mısır'dan ne getireyim? Diye sorar, Nihat Bey de:
- Efendim, malumunuz Kanlıca tepesindeki Mihrabat'ta oturuyorum. Tepeye araba çıkmıyor. Buranın beygirlerine de ben binmeye cesaret edemiyorum. Bir Mısır merkebi ihsan buyurursanız sayenizde rahat ederim, der.
Yusuf Kamil Paşa'nın dönüşünde, Nihat Bey hemen koşar. Paşa, gülerek:
- Bak hele şu işe. Benden eşek istemiştin. Şimdi seni görünce aklıma geldi, deyince Nihat Bey, Paşa’nın karşısında hemen eğilir;
- Ne beis var efendim... siz avdet buyurdunuz ya, artık hacet kalmadı.
dersimiz.com ekledi,