fıkraoku.com

ANA SAYFA > Köylü Fıkraları

Köylü Fıkraları

Dağın Taşın Kıymetini Bilelim

Çok eski zamanlarda Yörük Uşak'a inmiş. İndiğinde Uşak'taki lokantaların çoğu kapalıymış. Nedenini sormuş:

-Ramazan geldi, demişler.

Yörüğün Ramazanla, Kurbanla ilgisi yokmuş. Aç acına yaylasına geri dönmüş.

- Amanın dostlar, yaylamızın kıymetini bilelim Uşak'a Ramazan deye biri gelmiş, ortalığı kırmış geçirmiş. Açık tek bir aşçı dükkanı bulamadım. Açlıktan öldüm. Sis siz olun Ramazan gelince Uşak'a gitmeyin. Şu yaylamızdaki kurdun, kuşun, dağın, taşın kıymetini bilelim, demiş.

 

Uşak Fıkraları ekledi, 191 kez okundu.

Misafirin Açlığı

Köyden şehire misafir olarak giden bir köylü gittiği evde saatlerce bekler yemek gelmez. Başlar ev sahibine durumu ima ile anlatmak için esnemeye. Esnemeleri sıklaşınca ev sahibi sorar:

- Misafirim esniyorsun ama hayır ola. Susuz musun yoksa uykusuz mu? diye sorunca aç olan misafir:

- Çeşmenin başında uyudum da sonradan buraya geldim der.

 

Zafer ekledi, 174 kez okundu.

De Oğlum De

Köylünün biri kasabaya pazara gidecekmiş ama gidecek atı eşeği arabası yokmuş. Bir ara komşusundan istemeyi düşünmüş, komşusuna gitmiş.

- Mehmet Efe, kasabaya gidecektim de sana bir şey diyecektim, demiş. Komşusu:

- Buyur, de komşum, deyince:

- Sana eşek diyecektim, demiş. Hiçbir kızgınlık belirtisi göstermeyen komşusu:

- De oğlum de. Hazır ağzını açmışken başka diyeceklerin varsa onları da de, diye cevap vermiş.

 

fıkraoku.com ekledi, 190 kez okundu.

Emanet Eşek

Köylünün biri kasabaya pazara gidecekmiş ama gidecek atı, eşeği, arabası yokmuş. Bir ara komşusundan istemeyi düşünmüş, komşusuna gitmiş.
- "Osman Emmi, kasabaya pazara gidecektim de sana bir şey diyecektim" demiş. Komşusu da:

- "Buyur, de komşum" deyince:

- "Sana eşek diyecektim", demiş. Hiçbir kızgınlık belirtisi göstermeyen komşusu devam etmiş;

- "De oğlum de. Hazır ağzını açmışken başka diyeceklerin varsa onları da de", diye cevap vermiş.

 

fıkraoku.com ekledi, 411 kez okundu.

Sonradan Görme

Kasabanın sonradan görme zenginlerinden olan Hamdi Ağa, alışverişe gelen köylülere başlar zenginliğini anlatmaya:
- İki bin koyunum var, bin beş yüz dönüm arazim var, elli tane tosunum var, diye sıralarken, köylüsü Rıza'da yanlarından selam vermeden geçer.
Hamdi Ağa, Rıza'nın selam vermeden geçmesine bozularak:
- Rıza, neden selam vermeden geçiyorsun? Selam, Allah'ın selamıdır, der.
- Rıza'nın cevabı zaten hazırdır:
- Hamdi Ağa, yalanını bölmek istemedim de ondan selam vermedim.

 

fıkraoku.com ekledi, 11 kez okundu.

İskarpin Ayakkabılar

Oldukça varlıklı bir köylü kendisine bir çift iskarpin almış. Eskiyeceğinden korkarak pek giymezmiş. Bir gün kasabaya giderken köyden çıkıncaya kadar giymiş. Sonra çıkarıp eline almış. Kasabaya yaklaşınca tekrar giymiş. Akşamüzeri kasaba dönüşünde geç kalmış. Gece ayakkabıları eline alıp hızlı hızlı yürürken hava da kararmış. Alacakaranlıkta ayağına çivi batmış. Epeyce de canı yanmış. Kanlar içindeki ayağının acısını düşünmeden:

- İyi ki ayakkabılar ayağımda değildi, yoksa mahvolurladı demiş

 

fıkraoku.com ekledi, 242 kez okundu.

Çalınan Kuzu

Köylünün biri, diğerinin kuzusunu çalmış, kesip yemiş. O da onun keçisini aşırmış, kesip yemiş.
Nasreddin Hoca olayı incelediğinde kimin ne yaptığını fark etmiş.

Olayın kahramanları bir gün çayhanede oturuyorlarken, keçinin sahibi keçisini övmeye başlamış:

- "İki arşın tüyü vardı, gerdanı üç karıştı, başı şöyleydi, gözleri böyleydi vs." diye hayvanını methediyormuş.

Keçiyi kesip yiyen bu abartmalar karşısında çok sıkılmış. Amma ne yapsın, adam susmak zorunda.

Nasreddin Hoca, keçiyi çalıp kesen adama dönmüş:

- "Yahu, bu adam ne kadar atıp tutuyor. Şimdi git evine. Şu uyuz keçinin postunu getir de, bu adam söylediğine, söyleyeceğine pişman olsun."

 

Fıkracı ekledi, 315 kez okundu.

Hoo!..

Doğu köylerinden birinde, kış kıyamette, adamın birisi ölmüş. Köylüler cenazeyi kızakla mezarlığa götürüyorlarmış. Ama daha mezarlığa varmadan, kızak da, öküzler de çamura saplanmış. Köylüler uzaktan öküzlere bağırmışlar çağırmışlarsa da, kimse çamura girmeyi göze alamamış.

O sırada, birisi, bakmış ki; dirilerden hayır yok, ölüye seslenmiş :

- Ulan, öldün öldün de, öküzlere bir "Ho!" diyemeyecek kadar mı öldün, mübarek?

 

emir ekledi, 244 kez okundu.

Oğlanın Dedesi

Köylünün biri oğlunu şehirden evermiş. Oğlan bir süre sonra şehre taşınmış. Kendine göre iş bulup çalışıyormuş. Bu arada bir de erkek çocuğu olmuş. Adam hem pazardan masrafını almak hem de torununu görmek için şehre gitmiş. Tabi gelirken heybesini hediyelerle doldurmuş. Her ne yaptıysa gelinine yaranamamış. Şehre indiğinde doğruca oğlunun evine gitmiş. Daha eve girerken gelininin memnun olmadığı belli oluyormuş. Odaya geçmişler. Adam torununu kucağına alıp severken bir ara gelin:

- Oğlumun dedesi geldi, gelmeden gidesi geldi, demiş.

Adam çok içlenmiş, öfkelenmiş ama sezdirmemeye çalışmış. O da:

- Dedesinin adı Durali, bugünde buralı, yarında buralı demiş.”

 

ece nur ekledi, 148 kez okundu.

Köylü Fıkraları Kategorisinde Toplam 14 Fıkra Kayıtlı.